Ana içeriğe atla

Çalgının Adını Bul!

🎵 Çalgının Adını Bul! Çalgı adını oku ve doğru çalgıya dokun! Doğru cevap: +10 puan • Yanlış cevap: -5 puan   Çalgı Sesleri Eşleştirme 0 1/20 🎻 🎹 🪈 🥁 🎸 🎺 🪗 🪇 🎷

Fethi Naci İle Söyleşi :

Eleştiri zor zanaat...
Cenk Koyuncu

Önce klasik bir soru ile başlamak istiyorum: Eleştiri nasıl başladı ve niye eleştiriyi seçtiniz?

Bu soruya iki türlü yanıt verilebilir: Birincisi, hikaye yazdım beğenmedim, şiir yazdım beğenmedim, onun üzerine eleştirmenliğe başladım denebilir. Magazine böyle bir yanıt vermiştim eğlenceli diye. İkincisi de insanların yaşamı Türkiye'de birtakım rastlantılara bağlı. Birçok şeyi kendiniz seçmiş olmuyorsunuz. Birdenbire bakıyorsunuz ki eleştirmen olmuşsunuz. Ben çocukluğumdan beri edebiyata meraklıydım. İlk defa 1943'te imzamı bir gazetede basılı olarak gördüm. Babaannemin ölümü üzerine yazılmış bir yazıydı. Lise yıllarında şiirler, hikayeler yazdım. Üniversitede bir iki hikaye yazdım, şiiri bırakmıştım o günlerde, eleştiriye başladım. Ekonomik, sosyal yazılar da yazıyordum. Sözgelimi Giresun'da çıkan Yeşil Giresun gazetesinde İktisat Fakültesi 3. sınıftayken bir yaz boyunca başmakale yazmıştım. Götürü olarak 25 liraya. Fakülte bittikten sonra bir kamu kurumunun bursuyla okuduğum için mecburi hizmet vardı, Anadolu'ya gittim. Orada, İstanbul Yüksek Tahsil Gençlik Derneği yöneticilerinden olduğum için tutuklandım. Tutuklanmadan önce İktisat Fakültesi asistanlık sınavını kazanmıştım ve o kamu kurumu mecburi hizmetimi üniversiteye devredebiliyordu. Sınavı kazandığım sırada fakültede polis olan bir memurun dekana ihbarı üzerine o kadro lağvedildi. Dekan, Ömer Lütfü Barkan'dı. Bunlar olmasaydı ben üniversiteye İktisat Fakültesi asistanı olarak girecek ve iktisatçı olacaktım, bilim adamı olacaktım. O yıllarda ekonomiyi de en az edebiyat kadar seviyordum. İktisatçı olmak bende bir tutku halindeydi. Uğraştım ama Beyazıt'a gidemedim, Sultanahmet'te hapishaneye gittim. Bunun tek yararı mecburi hizmetin yanması oldu. Hapisten çıktıktan sonra Giresun'a gidip 3-4 ay kaldım; İstanbul'a döndüm.
İstanbul'daki çevrem hapiste tanıdığım genç komünist arkadaşlardı. Yeryüzü adında bir dergi çıkarıyorlardı ve benden yazı istediler. Ben de Yeryüzü'nde yazmaya başladım; Oktay Deniz imzasıyla. O Oktay Deniz imzası 1951- 52 yıllarında sürdü ve birdenbire kendimi yeniden edebiyata dönmüş olarak gördüm.
yazının devamı şuRada...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Ortaokul Müzik Dersi Notları Hakkında / Kaç Not Vereceğiz?

EKLEME :  26 Temmuz 2014   Ölçme Değerlendirme Yönetmeliği ' nde yapılan değişikliğe göre en az ( ikisi   sınav  --e-okulda   sınav bölümüne yazılacak-- biri ders içi etkinlik ) 3 not girilecek . Performans görevi kaldırıldı ya hani... artık en az 4 not verme zorunluluğu yok anlayacağınız. a) Haftalık ders saati üç ve üçten az olan derslerde iki, üçten fazla olan derslerde ise üç sınav yapılır. Sınavların zamanı, en az bir hafta önceden öğrencilere duyurulur. Bir sınıfta/şubede bir günde yapılacak sınav sayısı 8 inci sınıfta üçü, diğer sınıflarda ikiyi geçemez. Sınavların süresi bir ders saatini aşamaz. Zümrelerde iki sınav bir ders ve etkinliklere katılım notu verilecektir diye karar almak gerekir (sınavlardan birisi yazılı yapılacaksa bu da belirtilmelidir) Hangi ölçeği kullanacağımıza da kendimiz karar verip zümreye yazıyoruz. Sınavlardan birisini isterseniz yazılı yapabilirsiniz ama ben ikisini de uygulama şeklinde yapıyorum ve değerlendirme ölçeği ha...

Masal ( DağLar Ardında bir Orman Varmış ) Nota EşLik Melodika&Blok Flüt

Dağlar ardında bir orman varmış ( 2 ) Orda bütün hayvanlar mutlu yaşarmış ( 2 ) Bir insan gelmiş çok da zalimmiş ( 2 ) Vurmuş bir bir onları kesmiş ormanı ( 2 ) Yağmur yağmamış güneş açmamış. ( 2 ) O zalimin sonunu gören olmamış ( 2 ) --------------------- Söz-Müzik: Salih AYDOĞAN EşLik: Y. BİŞGEN

Bu Dünya Bir Pencere - Dereler Nota Akor Tab

Dereler akar gider Taşları yıkar gider Bu dünya bir pencere Her gelen bakar gider Dere akar bulanık Köpüğünden alalık Ha bu ışıklı dünya Oldu bize karanlık Gidelim değirmene Öğütelim unları Güneşe çevirelim Bu karanlık günleri Bu güzel Karadeniz türküsünü ilk olarak Ahu Sağlam 'dan dinledim diye hatırlıyorum. Evet daha önce de duymuştum ancak dinlememiştim. Bakmakla görmek nasıl farklıysa duymakla dinlemek de farklı değil midir ? İkibin'li yılların başları, Ezginin Günlüğü 'nün kurucularından ve solistLerinden  Emin İgüs tek başına solo albüm çıkarmış(2002). Albümün ismine bakar mısınız; ' Bu Dünya Bir Pencere ' !   Türkünün bu yorumunu da dinlemiş/beğenmiştim.  ( Hatta bir gün benden dinlemek için farklı/özgün/nitelikli bir albüm isteyen bir öğretmen arkadaşıma vermiştim de bu albümü, sağolsun arkadaşım evine gidip daha dinler dinlemez beni arayıp neredeyse 10 kere / 100 kere teşekkür etmişti bu önerimden dolayı......