Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Şubat, 2008 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Okul Blok Flüt - Melodika Repertuvar ( Başlangıç )

Blok Flüt Repertuvar 2021 Read more publications on Calaméo

Ben Hayatta En Çok Babamı Sevdim

dün ( 28 Şubat 2008) baba olan arkadaşım Sinan'a ve minik yavrusu "eLif duRu"ya ithaf.... Ben hayatta en çok babamı sevdim Karaçalılar gibi yerden bitme bir çocuk Çarpık bacaklarıyla -ha düştü ha düşecek Nasıl koşarsa ardından bir devin O çapkın babamı ben öyle sevdim Bilmezdi ki oturduğumuz semti Geldi mi de gidici - hep, hep acele işi Çağın en güzel gözlü maarif müfettişi Atlastan bakardım nereye gitti Öyle öyle ezber ettim gurbeti Sevinçten uçardım hasta oldum mu, Kırkı geçerse ateş, çağırırlar İstanbul'a Bi helallaşmak ister elbet , diğ'mi oğluyla! Tifoyken başardım bu aşk oy'nunu, Ohh dedim, göğsüne gömdüm burnumu, En son teftişine çıkana değin Koştururken ardından o uçmaktaki devin, Daha başka tür aşklar, geniş sevdalar için Açıldı nefesim, fikrim, canevim Hayatta ben en çok babamı sevdim. Can Yücel

Baba Olunca Anlarsın

Merhaba sevgili babacığım Nasılsın diye sormuyor İyi olman için dualar ediyorum... Doğduğumda beni kucağına alıp “Adın Umut olsun” demiştin Beni ilkokula kadar “Umudum” diye okşadın ve sevdin Okula başlayınca “Sen artık koca adam oldun” deyip Sadece başımı sıvazladın... Derslerime yardımcı olmak için Benden çok sen çabalardın Benim aklım oyunda televizyonda Bunu bilirdin ve saklamazdın Bunu nereden bildiğini Hiç anlamamıştım... Yolda giderken birgün Başka bir babanın Oğluna vurduğunu gördüm Koşarak sana geldim Ve sana sordum “Baba o adam kıydı, Sen bana kıyar mıydın” “Ben sana kıyamam” demiştin Küçüktüm sebebini anlamamıştım Baba olunca anlarsın demiştin Ben baba oldum ve seni Çok ama çok iyi anladım... Okul yıllarım bitti Artık ekmek peşindeyim Babam senin izindeyim Meğer ne zormuş çalışmak Eve ekmek getirme kavgası Bütün gün birileriyle uğraşmak Adamlığını yitirm

CODIA ÖZÜ

Bir boşluk var bugünlerde içimde. Hayatımı hiçbir yere sığdıramıyorum. Nereye koysam fazla belki de eksik. Tatsız ve artık dörtlü bir melodi gibiyim. Bir sirkte metrelerce yükseklikte incecik bir ipte sallapati yürüyorum sanki. Sonra birden berrak ve pırıl pırıl bir ırmak düşlüyorum. İçim huzurla doluyor ve mis gibi çimen kokusunu hayal ediyorum. İçimdeki boşluğun yaşama sevincimi etkilememiş olmasına çok seviniyorum sonra da. Karmaşıklığın içinde öz yaşayabilmeyi başarmanın ne denli zor olduğunu biliyorum. Kendim için yaşamak! Hayır bu bana göre değil. Birileri için yaşamışım yaşadıklarımı. Öğrendiklerim birilerine öğretmek için söylediklerim birilerinin duyması ve duyduklarım birilerine söylemek içinmiş. Ne tuhaf yazılar yazmışım. Birileri okusun ilgi çeksin diye mi acaba? Cümlelerimin ne başı ne sonu belli. Atlanmış konular, iç içe geçmiş ve anlamsızlaşmanın sınırından dönmüş kelime oyunları… ama hepsi benim. Öz mü şimdi yazdıklarım ? Benim özüm sadece yaşadıklarım mı ? Ya düşlerim

Müzik dersinde Uygulama Örneği - Hayvanlar Karnavalı - Saint-Seans

Öğrenciler sıkıcı öğretmenlerden hoşlanmaz. Kimse de sıkıcı öğretmen olmak istemez, ancak istemek yetmez. Yaratıcı oLmak lazım ve değişik uygulamalar bulmak zorundayız. Ara ara sınıflarda uyguladığım ve öğrencilerimin hoşuna giden uygulamalardan da bahsetmek istiyorum blog'da. İşte bunlardan bir tanesi.... Cezayir asıllı Fransız besteci " CamiLLe Saint-Seans "ın “ Le Carnaval des Animaux ” ( HayvanLar KarnavaLı) isimli çalışmasını dinletiyorum derslerde. Önce tahtaya yukarıdan aşağıya doğru eserde kuLLanıLmış hayvanLarın/ortamLar-durumLar'ın isimLerini ( sırasının hiçbir önemi yok ) yazıyorum. Ardından eserLeri dinLetiyorum. Uzun kulaklı ( Eşek ) kişiler  (Personnages aux longues oreilles/ Persons with long ears):  Yaylılar, yay çekişleri yoluyla eşeklerin anırmasını bize anlatırlar. Kuğu  (Le Cygne / The Swan) :  ”Kuğu”, yukarıda da ifade edildiği üzere “Hayvanlar Karnavalı”nın en meşhur bölümü olup  Saint-Saëns’nın hayattayken çalınmasına izin verdiği

Lisanne Soeterbroek - vioLin - keman

Home - CV - Trio Giusto - Concert Data - Foto Media - Repertoirelijst - Geluids Fragmenten ( çaldığı eserleri yayınlamış)

Mirjam Rietberg - harp - arp

Biography Ensembles:    Bardac Harp Trio    MirAnDa Trio Repertoire Concert Agenda Pictures Music ( burada harika müzikler var) Contact Links Triade ( burada da var müzik, indirip bir kenara atmayın, dinLeyin )

Deryalar- türkünün hikayesi ve farklı yorumları

Türkünün sözLeri : Kırcaliyle Arda Arası  Saat Sekiz Sırası(Yusuf Um Saat Sekiz Sırası) Ardalılar Ağlıyor (Yusufum) Yoktur Çaresi Aman Bre Deryalar Kanlıca Deryalar Biz Nişanlıyız İkimizde Bir Boydayız  Biz Delikanlıyız Çıkar Aba Poturunu Dalgalar Artacak Demedim Mi Ben Sana Kayığımız Batacak Nakarat Kırcaliyle Arda Boylarında Kimler Gidecek Garip Yusuf’un Annesine Kim Haber Verecek ( kırcaali de neresi ? - peki bu arda nedir? ) Türkünün hikayesi : "Yusuf ile Feride birbirlerini çok severler ancak aileleri bir türlü evlenmelerine razı gelmez. Yusuf bir gün kafasında bir plan yapar Arda Nehrini sevdiğiyle geçerek izlerini kaybettirip yeni bir hayat kurmayı düşler. Bu durumu Ferideye anlatır. Feride Arda'ya bizim kayıklar dayanmaz gitmeyelim der ama nafiledir. Feride Yusuf un ısrarlarına dayanamaz ve Ardayı aşmayı kabul eder. Ancak şans yüzlerine gülmez ve daldalar kayığı devirir. Yusuf ta boğularak ölür. feride bir şekilde ku

tonLarın diLi : Re MAJOR

RE MAJÖR Klasik dinçliğin, gürbüzlüğün, anlatım berraklığının tonudur. Özellikle yaylı çalgıların yapısına uygundur. Re majör'ün tonik ve dominantını kemanın, viyolanın, çellonun açık telleri verebilir, bu yüzden, üçlü akorları ve dizisel geçişleri bu çalgılar, en hızlı tempoda, doğal bir rahatlıkla çalabilirler. Birçok keman konçertosu bu tondan yazılmıştır; en ünlüleri, Beethoven 'ın , Brahms 'ın, Çaykovski 'nin konçertolarıdır. Mozart 'ın "Prag" senfonisiyle sevimli "Haffner" senfonisi, müziği birlikte yaşamanın sevincini yansıtan bu iki yapıt, Re majör tonundadır. Haydn 'ın en sık çalınan senfonilerinden biri, Londra konserleri için bestelenen 104. senfoni, re majör tonundadır. Amerika'nın geçmişteki müzik eleştirmenlerinden biri, bir tarihte, Boston'da yeni açılan Symphony Hall'ün yangın çıkış kapılarının üstüne, " Brahms çalındığında çıkılır" yazılmasını önermişti! Bu yazar daha sonra, Brahms karşıtı g

tonLarın diLi : Re MINOR

RE MİNÖR   Bastırılmış tutkuların tonu... Re minör'den yazılmış yapıtların en büyüğü olan, Beethoven 'ın Dokuzuncu senfonisi, bu ton üzerinden apaçık bir seslenme değil, kısa , kesik kesik beşli aralık anımsatmalarıyla başlar; dinleyici kulağının bu belirsizliğe daha uzun süre dayanamayacağını kestirdiğinde, Re minör üçlü akorları dizisiyle asıl söylemek istediklerine geçer. Schumann 'ın sonuncu (dördüncü) senfonisinin tonu da re minör'dür ama, besteci uzun yıllar, senfoniyi tamamlayıncaya değin, konuyu boşlukta bırakmıştır. Bruckner bu tonu en karamsar yapıtı olan üçüncü senfonide kullanmıştır. Mahler 'in üçüncü senfonisi de bu tondan yazılmıştır.( Mahler ile Bruckner arasındaki ruh yakınlığı bilinir) Ancak Mahler 'de Re minör, doğa karşısındaki sevinci anlatmanın aracıdır. Cesar Franck 'ın Re minör'den bestelediği tek senfonisi, felsefe dehası açısından sınırlı bir yapıttır; senfonik orkestra için pek de elverişli bir çalgı sayılmayan İ

örnek performans ödevLeri-haRunbaRıŞ

1- Ülkemizdeki Müzik Türleri Hakkında Araştırma , Bu Türlere Ait Eserler Dinleme ve Türleri Resimlerle Anlatma rapidLink    - 4sharedLink 2- Müzik Terimleri Sözlüğü Hazırlama rapidLink    - 4sharedLink 3- Enstrüman Çalma rapidLink    - 4sharedLink tüm bu ödevlerle iLgiLi "Örnek Sunumları (Melodika , Blokflüt, Kaval vb.)" ise " BuRaDaN " izLeyebiLirsiniz. payLaşımcı, iyiLiksever " haRun barış " kardeşime sonsuz teşekkürLer.

müzik proje görevi : Müzik çaLgıLarının tanıtımı

dökümanı " BuRaDan " indirin !

müzik peRfoRmans görevi:notaLar aLbümü oLuşturmak

  ve dökümanın tamamına ( performans görevinin yönergesi ve değerLendirme öLçütünün dahiL olduğu dökümanLar ) için ise BURAYA tıkLayın. karşıLık oLarak sadece teşekkür kabuL ediLmektedir. ha biR de sizin de biLdikLerinizi payLaşmanız... eLeştiriLerinizi bekLiyorum, oysa çoğunuz aLıp gidiyoRsunuz... naZım 'ın bir şiirinde dediği gibi : "Bence artık sen de herkes gibisin!" oLmasın hani...

server acim - müzik / teknoloji / bilişim

uzun zamandır netten takip ettiğim birisi server acim . bugün ( 09.02.2008) benim de dahil olduğum bir gruba bir ileti yollamış ve diyor ki :"Sevgili Müzik Dostları, Sizlere ilginizi çekeceğini düşündüğüm ve oluşturmaya devam ettiğim bir sayfamın linkini vermek isterim. Saygı ve sevgilerimle." şurada ise şöyle demiş :" benim birden fazla yerde web sayfam bulunmaktadır. bu gerçek, sayfamı gezen insanlarda bir karışıklığa yol açmaktadır doğal olarak.bunun iki sebebi var. birincisi benim gerçek mesleğim " besteciliktir ". Ben çağdaş çoksesli türk müziği alanında eserler üreten bir besteciyim. ikincisi, 1998 yılından beri bilgisayar kullanan biri olarak, " bilişim " dünyası ile de ilişki halindeyim. bir " linux " kullanıcısıyım, " Pardus " kullanmayı tercih ediyorum. Yukarıdaki iki sebepten dolayı, sayfalarımda hem " müzik " ile ilgili, hem de " bilişim " dünyasıyla ilgili olmakla birlikte ağırlıklı ol

tab - guitar - gitar

TabLatür Beş çizgili porte üzerinde yazılan notaları okumak, özellikle yeni başlayanlar için, biraz zor olduğundan tablatür dediğimiz olay geliştirilmilştir. Tablatürde altı çizgi bulunur. Bunlar gitarın tellerine karşı gelir. En alttaki çizgi kalın Mi (E) telidir. Üste doğru teller sırasıyla La (A), Re (D), Sol (G), Si (B) ve (ince) Mi (E)'dir. Teller üzerinde gösterilen sayılar hangi tellerde hengi perdelere basılacağını belirtir. Bu perdelere hangi parmaklarla basılacağı ise TAB'ın alt tarafındaki sayılarla gösterilir. Pena vuruşları ise üst tarafta verilir. Herkes biliyordur belki ama yine de hatırlatalım, bare tek bir parmakla iki ya da daha fazla notaya basılacağı anlamına gelir. Basılan nota sayısına göre küçük bare ya da büyük bare olarak adlandırılır. ( bu bölüm TunCeR ediZ 'den-teşekkürLer) tab nedir ? ya da burası ... http://www.classtab.org/ http://www.classicalguitartabs.org/ http://members.tripod.com/~Braumeister/ ( pdf uzantılı notalar da

MeRHaBA gençlik

Öte yandan bir ses duyar gibiyim; DİyE... (..........)......>>>>>>>>>

Sazlıklardan Havalanan: )

Hani aslan başlı çirkin orman tanrısı vardır PAN...Bir gün ama bir gün BAKHA denilen sazlık perisinin güzelliğine kapılarak ona aşık olur. Ama Bakha Pan' ın çirkinliği karşısında aşkını reddeder, ve bilindik tamamen tanıdık bir kovalamaca başlar: ) Pan yalvarmakta ama sazlık perisi ısrarla hayır demeye devam etmektedir. Sonundatüm güzelliği ve gizemiyle sazlıkların içinde kaybolur. Derinden yaralanıp çok üzülen Pan sazlıklardan bir kamış koparır ve üflemeye başlar... Derler ki flüt böyle doğmuştur.. Debussy benim anlattığım kadar kısa olmayan bu hikayeyi düşünerek Syrinx' i besteler. Çok iyi yorumları var. O yorumlardan bir tanesini dinleyin : ) Ve Pan' ın hıçkırıklarını duymaya çalışın.. Kuzey Yıldızı' nın Tavsiyesi: http://www.youtube.com/watch?v=A_ZSSkMzS5E

Bir Tutamdı İstediğim, Artık Bütünüyle Benim

Yeni doğacak bir güne hazırlanmakta geç kaldığımı düşünmenin endişesini taşıyorum sebepsizce. Gün bir yere mi gidiyor, ay yeniden doğacak mı, yoksa tırnaklarını yiyen ömrüm yine beyaz gülleri mi fırlatacak gökyüzüne? Karışık duygular bunlar. Ama bir flütçünün dudaklarından dökülmesi muhtemel söylemlere de pek benziyor bu düşünceler. Her şeyi karmaşıklaştırmadan nefes alamıyorum ben. Basit ve sıradanım diye bağırsam da her şey benim açımdan içinden çıkılamayacak bozkırlara dönüşmeden, aldığım havanın hakkını veremediğimi düşünmekteyim. Her gün nefis zor telefon konuşmaları yapıyorum. Uzaktakileri özleyerek onlara gülümseyişlerimi fırlatıyorum. Yazılar yazıyorum buzdan ağaçlarıma. Flüt çalmayı özlüyorum. Notalardan sıkılmış doğaçlamalara geçen bir maestro gibiyim kendi yarattıklarımın tepesinde. Orkestrayı suçlamıyorum çünkü dansetmeyi biliyorum. İstediğim sadece hayatımla birlikte flüt çalabilmek. Çalamamanın ötesinde beni yaralayacak hiç bir şey olamaz. Üstelik ona da sahipken yaşamım

dRama:duyguLarına anLam verebiLme ve ifade edebiLme becerisi

HAZIRLAYAN: aLmiLa eLif seLçukLu KONU: Duygular (duygularına anlam verebilme ve ifade edebilme becerisi) ► Mekan içinde serbest olarak yürünür. Lider herkesten ormanda birer hayvan olmasını ister. Bir süre herkes istediği hayvanı taklit ederek mekanda dolaşır. Daha sonra lider hepsinden tavşan olmasını ister. Herkes tavşan olarak mekanda yürümeye başlar. Lider “ bütün tavşanlar acıkmış ”, “ bütün tavşanlar çok mutlu ” bütün tavşanlar çok kızgın”, “ bütün tavşanlar havuçlarını kaybetmiş ” gibi yönergeler verir ve gruptakilerin bu duygularla hareket etmesini ister. ► Lider mekanda bir sınır belirler. Gruptakiler sınırın bir tarafına alınır. Lider sınırın öbür tarafına geçmeleri gerektiğini söyler. Geçebilmeleri için liderin karşısında (diğerlerinin de görebileceği şekilde) bir duygu ifade edecek şekilde bir fotoğraf karesi oluşturur. Gruptakiler hangi duyguda donduğunu tahmin ederler, bilirlerse lider eliyle fotoğrafını çeker ve öbür tarafa geçerler. ► Grup dörderli veya beşer

Danza Espanola, Op. 37, H. 142 - XII. Arabesca

Pantaléon Enrique Costanzo Granados y Campiña (July 27, 1867 – March 24, 1916) was a Spanish pianist and composer of classical music; he is commonly considered to be a representative of musical Nationalism, and as such his music is in a uniquely Spanish style. He was also a talented painter in the style of Goya.

Seninle Ben

Ayna çok sevdiğim bi grup olmasa daa bu sözleri paylaşmak istedm. Çok derinnn. Bu aşk iki umuttan kopan İsyancı günahların sıgındıgı bir adaydı Hayat denen azgın denizde Bu aşk gerçegin gözünün içine baka baka Gülümsemekti acılara Bu aşk bir devrimdi her şeyi reddeden Ve her devrim ilk kendi çocuklarını tüketir Seninle ben bu öykünün Kaybeden iki kahramanıyız S eninle ben dünyada ve cehennem de İki garip yabancıyız

Hani asker

Hani asker ağlamaz diyorlardı, İşte ağlıyor, Hani asker sevmez diyorlardı yarim aklımdan çıkmıyor, Hani asker ölmez diyorlardı baksa azrailin elinde ismim yazıyor. Hani sevenler aylrılmaz diyorlardı, Baksana bir mektup bile gelmiyor, Hani asker unutulmaz diyorlardı, soranım bile olmuyor, Hani asker ölmez diyorlardı,baksana azrailin elinde ismim yazıyor. Hani asker özlemez diyorlardı, Baksana gözlerim seni arıyor, Hani asker sevmez diyorlardı, Yüreğim kan ağlıyor