Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Ekim, 2007 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Okul Blok Flüt - Melodika Repertuvar ( Başlangıç )

Blok Flüt Repertuvar 2021 Read more publications on Calaméo

docStock diye biR yeR...

biR iki gün oLdu sanıRım. biLdiRgeç'te bakiyyebemolu nickiyLe bu biLdiRİ yayınLanaLı... sazanım ya hemen atLadım. HeRkes kendi iLgi aLanına göre göRüyoR nesneLeri maLum... bahsediLen yeRde müzikLe iLgiLi biR-iKi şey aRattırayım dedim ve karşıma buRası çıktı. Müzik öğRetmenLerinin işine yarar düşünerek payLaşmaya kaRaR veRdim. teşekküRLeR bakiyyebemolu :)

Performans Görevi Üzerine...

MEB, İlköğretim öğrencilerinin "Performans Görevleri"ni nasıl yapacaklarını yayınladığı genelgeyle epey zaman önce duyurdu. Ama hâLâ kafası karışık öğretmen arkadaşlara bir hatırlatma babında bu yazıyı yolluyorum. İlköğretim öğrencilerinin “yaratıcılığını kullanma, eleştirel düşünme, araştırma yapma, problem çözme” gibi becerilerini geliştirmeyi amaçlayan “performans görevleri”, evde değil öğretmenlerin rehberliğinde sınıflarda yapılacak. Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) İlköğretim Genel Müdürü İbrahim Er imzasıyla “Ölçme ve Değerlendirmede Tereddüt Edilen Hususlar” başlıklı genelge yayımlandı. Genelgede, özellikle öğrencilerin “performans görevleri”ni nasıl yapacaklarına ilişkin esaslara yer verildi. Genelgede, bir süre önce yenilenen ilköğretim programları doğrultusunda ölçme ve değerlendirme amaçlı uygulamalar yürütüldüğü belirtilerek, bu çerçevede öğrencilere “performans ödevi” verilmesinin öngörüldüğünü anlatıldı. Ancak daha sonra, “performans ödevi”ni öğrencilerin

son yolculuk

…Ve gideceğim ben. Ve kalacak şakıyan kuşlar; ve kalacak meyve bahçem, yeşil ağacıyla, beyaz kuyusuyla. Mavi ve dingin olacak gökyüzü, tüm akşamlar; Ve çanlar çalacak, çaldıkları gibi bu akşam, Çanları çan kulesinin. Ölecek beni sevenler bir zaman; Yenilenecek kent her yıl, biraz daha; Ve çiçekli, kireçli bahçemin olduğu köşede, Dolaşacak ruhum avare avare, hasretli… Ve gideceğim ben; ve tek olacağım, ocaksız, yeşil Ağaçsız, beyaz kuyusuz, Mavi göksüz ve dingin… Ve kalacak şakıyan kuşlar, ardımda.

BİR KAR TANESİ ÜZERİNE

BİR KAR TANESİ ÜZERİNE (bir güneş ve sonsuzluk arasında) Pekin ağırlığının inceliği değil, burada gergin, dünya, ve her zamanki gibi; ne de yeşil çeşme bakışı onun kimi zaman yalnız güneşin suyu ile şimdi; ne de narin inişi yanaklarının suskun, karanlık oyuğuna ağzının; ne de hoş omzu, farklı bir japongülü gibi şimdi ve ne temiz; ne de saçı, altından, gri, bir gün, sonra siyah, eşsiz değerde; ne de öyle telaş eden, herşeyinde günün ve gecenin, ve herşeyin üzerinde, daktiloda, kalemde, tükenmezdi küçük elleri, benim için; ne de…; dediler ki talihim için bana: "Son büyüm, iyi hatırla! İyi hatırla!, yerleşti sahip olduğum olumsuz bir şeyde; sanki bir grinin ışıklarını yayan gölge esintisi, sesleri bir sessizliğin (ve sonsuz ahenkten olan şimdi), ölümcül bilinmeyeni bir cüretkar güzelliğin; yerleşimci, kuşkusuz, daha görünür, belki, tutulmalarda." Talihim için, daha geçe kaldı sonsuzluk; ve çıktı o; sonra anlattığı gibi, düşünülmüş bir tünelin başka ağzında: ve çıkışını da gör

BademcikLer aLınmaLı mı yoksa aLınmamaLı mı?

Bademcikler alınmalı mı yoksa alınmamalı mı? Üst solunum yollarından giren mikropları tanıyarak vücudu savunmaya hazırlamak gibi görevleri bulunan bademcikler büyüdükleri ve kişiyi rahatsız eden duruma geldiklerinde akıllara şu soru takılıyor. Bademcikler alınmalı mı, yoksa alınmamalı mı? Bu konuda merak edilen soruların yanıtlarını Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Erhun Şerbetçi veriyor. bebek.com: Bademcik vücutta ne işe yarar? Doç. Dr. Erhun Şerbetçi: Bademcikler vücudun bağışıklık sisteminde rol oynayan lenf sisteminin boğazda yerleşmiş dokularından bir çiftidir. Özellikle üst solunum yollarından giren mikropların tanınarak vücudu savunmaya hazırlamak gibi görevleri vardır. bebek.com: Vücudun bademciğe ihtiyacı var mıdır? Doç. Dr. Erhun Şerbetçi: Bademcikler özellikle çocukluk döneminde vücudun, hastalıklara karşı, ilk savunma bölgesini oluştururlar. Bununla birlikte genizde yerleşmiş yine bademcik dokusu yapısında olan “adenoid” dediğimiz; halk arasınd

NefeS geLiştirme pRoGRamı...

bu yazı bu siteden, yazıyı/biLgiyi payLaşan" reSo " nicKLi kişiden izin aLınaRak yayınLanmaktadıR!. payLaştıĞı için teşekküRLer :) Günde beş dakika ayırarak ciğerlerimizin gücünü artırmayı ve soluma kontrolünü geliştirmeyi sağlayacaktır. 21 günlük bir çalışmadır AÇIKLAMA 1- Günde beş dakika ayırarak uygulanır. 2- Bu çalışma 21 gün sürecek bir uygulamadır. 3- Her alıştırmaya derin bir soluk alınarak başlanır. 4- Amaç doğal ve aşamalı bir gelişme olup, aşırılığın her türlüsü gereksizdir. 5- Günlük soluma alıştırmaları, enstrumanda da uygulanabilir. 6- Bu alıştırmaların doğru yapılması ve belli bir zaman ayırmak gerekeceği için sabırlı olunmalıdır.   ALIŞTIRMALARDA ÜFLEME ŞEKİLLERİ 1- Hafif üfleme 2- Orta şiddette üfleme 3- Güçlü üfleme Tam bir soluk alma üç aşamadan oluşur. 1- Ciğerimizin alt üçte birini havayla doldurunuz, (tahminen hissederek) belinizin genişlediğini hissedeceksiniz. 2- Daha sonra c

Gülşen Tatu iLe yapıLmış bir röpoRtaJ

Dünyanın en önemli flüt yarışmalarından 1. Kobe yarışmasını kazanan Prof. Gülşen Tatu 1972'de DAAD bursunu kazanarak Almanya'ya gitti. Essen ve Freiburg Müzik Yüksek okullarında Prof. Rülters ue çağımızın en büyükjlüt-çülerinden Aurele Nicolet ile çalışma fırsatı buldu. Ardından bu kurumdan solistlik diploması aldı. Bunu izleyen üç yıl Prof. Nicolet'nin asistanlığını yapıp aynı zamanda Güney Batı Almanya Radyo Senfoni Orkestrasında solist olarak görev yaptı. Eğitimcilik dalında gösterdiği başarı nedeniyle Karlsruhe ue Stuttgart Müzik Yüksek Okullarından teklif aldı ue bir süre her üç akademide eğitimci olarak çalıştı. Sonrasında Trössingen Müzik Yüksek Okulu'na profesör olarak atandı. Aurupa ue Uzak Doğu ülkelerinde sayısız başarılı konserler veren, kayıtlar yapan Gülsen Tatu, ayrıca flüt kurslarında dünyanın birçok ülkesinden gelen öğrencileri yetiştiriyor. Mozart'ın Flüt konçertolarını pek çok kez seslendiren sanatçı, Türkiye'deki müzik otoriteleri taraji

Değmen Benim GamLı Yaslı Gönlüme... Gitar akor

Bitlis'te Beş Minare - Gitar Akor

Bir Of Çeksem - Gitar Akor

Allı Turnam - Gitar Akor

Ağasarın Balını da - Oy Asiye - Gitar Akor

Satrancın Öyküsü

Satrancın ilk kez M.S. 570 yıllarında Hindistan ’da oynandığını biliyoruz. Bunu nereden mi biliyoruz? O tarihlerde yazılmış olan pek çok evrakta satranç oyunundan söz ediliyor. Daha önce Çin ’de bu oyunun oynandığı rivayet ediliyorsa da Çin kayıtlarında, o her şeyi kaydeden Çin kaynaklarında, satrançtan söz edilmediği için biz yine de satrancın başlangıcı olarak 570-600 yıllarını ve Hindistan’ı alıyoruz. Rivayet oLunur ki,  oyunu bulan Brahman rahibi, Şah’a bir ders vermek istemiş; “Sen ne kadar önemli bir insan olursan ol, adamların, vezirlerin, askerlerin olmadan hiçbir önemli iş yapamazsın” demek istemiş. Şah durumdan memnun görünmüş. “Peki , oyunu ve dersini beğendim. Dile benden ne dilersen” demiş. Rahip bunun üzerine Şah’ın alması gereken dersi hala almadığını düşünerek “Bir miktar buğday istiyorum” demiş. “Sana bulduğum bu oyunun birinci karesi için bir buğday istiyorum. İkinci karesi için iki buğday istiyorum. Üçüncü karesi için dört buğday istiyorum. Böylece her karede, bir

ince hesap...

Hesaplamaya başlayınca ilk kareler kolay gitmiş. Birinci kareye bir buğday, ikinci kareye iki buğday, üçüncü kareye dört buğday... Ancak 10. kareye gelindiğinde toplam 1023 buğday vermeleri gerekiyor. Bu yaklaşık bir avuç buğdaya denk gelir. Hesabın hep böyle gideceğini, rahibe hep böyle üç beş buğday vereceklerini zannediyorlardı. Zaten 15. karede yalnızca 1,5 kilo buğday vereceklerdi. 25. kareye gelince vermeleri gereken buğdayın 1,5 ton olduğunu görmüşler ama fazla heyecanlanmamışlar. Oysa 31. kareye gelince bu işin şakası olmadığını anlamaya başlamışlar, çünkü vermeleri gereken buğday 92 tonmuş. Yine hesaplamaya devam etmişler. 49. kareye geldikleri zaman 24 milyon ton buğday vermeleri gerekiyor. Bu ise bugünkü Türkiye’nin bir yıllık buğday üretiminden fazla. 54. kareye geldiklerinde ise 771 milyon ton buğday vermeleri gerekiyor toplam olarak. Bu da dünyamızın bugünkü ölçülerine göre 1,5 yıllık buğday üretimi... “Madem başladık hesaplara, devam edelim” deyip bitirmişler. 64. kare d

'Gibi' sözcüğü nereden geliyor...

Türkler otomobilden önce atlarına düşkündüler. Öyle ki, atları öldüğünde derisini yüzer ve içini samanla doldururlardı. Gözlerini önünden ayırmadıkları bu heykele de “kipi” adını verirlerdi. Bu sözcük Türkçemizde “gibi”ye dönüşmüştür. (s.22) SUNAY AKIN ÖNCE ÇOCUKLAR VE KADINLAR ÇINAR YAYINLARI 1.BASIM İSTANBUL, EKİM 1999

'Şey' kelimesi nereden geLiyor...

Ömer Hayyam , küp denklemleri ile ilgili ciddi bir eser yazmaya koyuldu. Bu cebir 'sel denklemin bilinmeyenine, Arapça " şey " diyordu. Bu sözcük İspanyolca yapıtlarında Xay diye yazıldığından, zamanla X  biçimi alacak ve bilinmeyeni göstermekte kullanılan evrensel X harfine dönüşecekti. Amin Maalouf , Semerkant , s.34

Yasaklanan Film müziği...

Eisenstein ’ın sinemanın baş yapıtlarından ilki sayılan “ Potemkin Zırhlısı ” filminin müziği Alman besteci Edmund Meisel tarafından hazırlanır. Müzik öylesine etkileyicidir ki bazı ülkelerde filmin gösterilmesine izin verilse de müzik yasaklanır. Meisel’in bu etkileyici bestesi ne yazık ki kayıptır. (S.152) SUNAY AKIN ÖNCE KADINLAR VE ÇOCUKLAR ÇINAR YAYINLARI I. BASIM İSTANBUL, EKİM 1999

LAYHARİ...

Osmanlı örgütlü bir toplumdur, her mesleğin loncası külhanbeylerin bile tarikatı vardır ve ismi de  “LAYHARİ”dir. Gazneli döneminde, 10. Asırda yaşamış, şarap fıçılarının dibinde kalmış tortuları yemekle meşhur Layhari, çamur yiyici demektir.(s.108 ) NİHAT GENÇ “ Köpekleşmenin Tarihi ” İletişim Yayınları

Ses Frekanslarının Hertz cinsinden değerleri

Ses nedir frekans nedir diyorsanız şuraya bakmanızı tavsiye ederim.

Neyzen Tevfik....

"Dinleyen her zerreye bir hitabım var benim Kâinat isminde hiçten bir kitabim var benim. Ya hitabımdan okusun ya kitabımdan beni, Yazdığım efsânede on altı bâbim var benim! Hey etimde müttefik magrible maşrik, veche yok, Gayr-i mer i zerrede bin aftâbim var benim`"   14 Haziran 1879'da, babası Bafralı Hafız Hasan Fehmi Efendi`nin rüştiye öğretmeni olarak görevli bulunduğu Bodrum`da dünyaya geldi. Tam adı Tevfik Kolaylı'dır. Yergi şiirleriyle, kalenderce ve kural tanımaz yaşantısıyla, içki düşkünlüğüyle tanınan şair ve neyzen. ‘‘Neyzen Tevfik’’ diye anılır. Babasının görevli bulunduğu Urla kasabasında amatör bir neyzenden nota ve usul bilgileri öğrenerek başladığı ney çalışmalarını kendi kendine ilerletti. İzmir İdadisi'ne girdiyse de bitirmeden ayrıldı. Bu arada gene kendi kendine Farsça öğrendi. İzmir Mevlevihanesi'ne girdi. Daha sonra İstanbul'a yerleşerek Galata ve Kasımpaşa Mevlevihanelerine dev

ARAP MÜZİĞİ FORMLARI

Amel: Genellikle İranlılar tarafından ve XVI.yüzyıl ile XVIII.yüzyıllarda kullanılmış bir Arap Müziği formudur. Bu form “Matla, Cedvel, Savt'ul-Vasat ve Teşyia” adlı bölümlerden oluşur. Giriş kısmı olan “Matla, Beyt-i Duhul “ya da “Tarika” adını alır. Savt-ul Vasat, Meyan görevi yapar ve çift olarak bestelenir. İstenildiği takdirde Savt-ul Vasat'ın kullanılmadığı da olur, ancak teşyianın bulunması zorunlıdur. “Muhammes, Remel veya Hezec” gibi kısa usûllerle bestelenirler. (Murat Bardakçı, Maragalı Abdülkadir, 1986: 93) Basît: “Sakıyl-i Evvel veya Sakıyl-i Sānî” usûllarinde bestelenen Arapça bir kıt'adan oluşur. “Tarika veya Pişrev” adını alan, sazla çalınan bir giriş kısmından sonra, “Bazgeşt” ya da “Teşyia” denilen bir nakarat ve daha sonra da meyan görevi yapan “Savt'ul Vasat” kısmı gelir. Bazen Savt'ul Vasat'a yer verilmeyebilir. Genellikle “Edvār-ı Sitte” (Altı Devir) şeklinde anılan dizilerden yapılır. (Bardakçı. 1986: 92) Darbeyn: Aynı anda iki usûl kull

Inti-Illimani

Inti-Illimani grubunun ismi şu şekilde biçimlenmiştir; uzunca bir süre adları olmadan birçok konsere çıktılar, geniş dinleyici ağına sahip pek çok şarkı bestelediler, Latin Amerika turnesinde Bolivyalı gitarist Eulogio Dávila, Bolivya’nın bağımsızlık günü’nde Bolivya’daki bir dağın isminden esinlenerek grubun adının İnti-İllimani olmasını istedi.“Ayamara” lehçesinde “Inti” güneş anlamına gelmektedir. “Illimani” ise La Paz ve Bolivya’ya yakın sıra dağlardır. Bu şekliyle Inti-Illimani dağlarının güneşi olmaktadır. Muzik hayatında ikibin yedi yılında kırk yılını devirecek olan Inti-Illimani, bu süre içerisinde neredeyse dünyanın heryerinde çok büyük bir etki yarattı. Geleneksel Latin Amerika müziğinin köklerini en iyi şekilde koruyan grup, otuzun üzerinde üflemeli, telli ve vurmalı çalgı kullanmaktadır. Kullanılan bu enstrümanların bütünlük içerisinde birbiriyle olan uyumu, yürüyüşü, düzenlemeleri ve armonik yapısı insan ruhunun en büyük hazinelerinden biri olmuştur. Müzik anlayışı olar