Ana içeriğe atla

Finale'de Türk Müziği Fontları ve Makamlar İçin Hazır Şablonlar ( Templates )

Finale Nota Yazım Programında ( 2012-2014 ) Türk Müziği eserlerini yazmak için gereken font ve (Makamlar için ) Hazır Şablonlar ( Templates )'ı daha önce şuradan indirmiş ve kullanmıştım. Ancak yeni sürüme geçince ( 2017 ) bu şablonlar nedense çalışmaz oldu.
Ben de yeni sürümle uyumlu şablonlar hazırladım.
           Yeni font ve şablonları buradan indirebilirsiniz.



Dökümanları programa nasıl ekleyeceğiniz yine burada gayet güzel anlatılmış.
            Finale nota yazım programı ile ilgili öğrenmek istediğiniz bir şey olduğunda aşağıdaki linklere tıklayınız.
Ünsal Deniz
İ. Erdem Efe
Yılmaz Hak
Süleyman Tarman
           Faydalı olması dileklerimle

Çingenelerin Mitolojisi

Eski literatürlerde Cingeneler’in inanç ve dinine ayrılmış olan bölümler, monoton bir biçimde tekrar edilen şu iki düşünceyle sınırlıdır. Buna göre Çingeneler’in herhangi bir dini yoktur ve olsa olsa misafir oldukları halkların dinine görünüşte uyum gösterirler. Bir de Romanya ve Macaristan’da yaygın olan bir fıkra vardır ki, o da vaktiyle Çingeneler’in kilisesinin domuz yağından inşa edilmiş ve daha sonra köpekler tarafından yenmiş olduğudur.(14)

Bunun nedeni ise, geçimini daha ziyade hırsızlık ve dolandırıcılıktan temin eden bir halkın hiçbir inanç ve ahlaka sahip olamayacağı yolundaki önyargının dışında, esasen Çingeneler’in çekingenliğinde yatmaktadır. Onların ‘dinsiz’ oluşu, misafir oldukları halkların kendilerine zulmetmesine ve bu nedenden ötürü kendilerine zorunlu olarak sağlam inançlı birer Hıristiyan ya da Müslüman süsü vermelerine yol açmıştır.(15) Bu tarihsel ve sosyal-dinsel koşullar, Çingeneler’in aşırı, hatta neredeyse tabu diyebileceğimiz bir dikkat ve ürkeklikle dışarıdan herhangi bir kimseye kendi toplumsal ya da düşünsel, özellikle de dinsel gelenekleri konusunda açılmaktan sakınmalarının önemli bir nedenini oluşturmaktadır. Çingeneler’in bir yazı diline sahip olmadıkları hususunu da göz önünde bulundurursak, -ki bu Çingeneler’in özbilincinde büyük rol oynayan ve neredeyse bütün kavimlerde değişik efsanevi ve söylensel tasarımlarda yer alan bir olgudur-(16), eldeki kaynakların görece az ve sınırlı oluşuna daha fazla şaşırmamak gerekir. Ayrıca, Çingeneler üzerine yapılan araştırmaların özellikle başlarında, bilimsel ilginin tek taraflı olarak dil konusuna yönelik oluşu ve son zamanlarda yapılan araştırmaların da daha çok sosyoloji ağırlıklı oluşu, araştırmamızın konusu açısından bir olumsuzluk olarak ortaya çıkmaktadır.

Çingeneler’in söylensel ya da söylene benzer sözlü geleneklerinin ortaya çıktığı zamana ve geldikleri yere bakıldığında, bunların birbirinden bir hayli farklı öğelerden oluştuğu anlaşılmaktadır. Kavimler eski gelenekleri farklı farklı ölçülerde devam ettirmişlerdir; ayrıca bir kavimde belli bir söylensel öğenin bulunmasından, bu öğenin başka kavimlerde de bulunacağı sonucu çıkarılmamalıdır. Genel olarak Doğu Avrupa’da, özellikle Balkanlar’da yaşayan kavimlerin, Batı ve Orta Avrupa’da yaşayan kavimlere oranla geleneklerini daha iyi korudukları kabul edilmektedir. Aynı şekilde, sözlü gelenekler sadece göçer Çingeneler tarafından devam ettirilmektedir; yerleşik Çingeneler ise, bu geleneklerden ve dillerinden kısa bir süre içinde uzaklaşmaktadır.

Dolayısıyla, Çingene halkının başlangıçta ortak malı olan ilksel söylenlerin sayısını ve bunların neler olduğunu saptamak pek mümkün değildir. Eldeki söylenleri şöyle kabaca sınıflandıracak olursak, Hıristiyanlık öncesi döneme ait ve Hıristiyanlık dönemine ait söylenler olmak üzere ikiye ayırabiliriz. Böylece, söylenler arasında kendiliğinden kronolojik bir ayrım da yapılmış olur. Hıristiyanlık öncesi döneme ait sözlü gelenekler, Hindu mitolojisini anımsatan az sayıda ve kısmen yalnız etimolojik öğe (Tanrı; İstavroz; Tufan; Köpek; Dağ Kültü), Aboriginler sözlü gelenekleriyle olan tek tük benzerlikler (Dünyanını Yaratılışı...) ve yaygın Hindu İnancında var olduğu saptanmış bir gelenek olan ağaç evliliğini (Ağaç kültü) içermektedir. Evrendoğum söyleninin saptanabilen öğeleri, Hint Aborigin Kavimlerinden olan Bhil ve onlara komşu olan Gondlara (Dünyanın Yaratılışı...)(17) ait sözlü geleneklerle açık seçik bir biçimde benzerlik göstermektedir. Bu ise, Çingenelerin Hindistan’ın kuzeyinde Hindu-Racastanca dilinin konuşulduğu bölgeden çıktıkları yolundaki varsayımla örtüşmektedir.(18) Diğer başka tasarımlar ise bağımsızdır ve görünüşe bakılırsa, Hint sözlü gelenekleriyle olmadığı gibi, başka ülkelerin gelenekleriyle de ilgisi yoktur. Örnek olarak şu sözlü gelenekleri sayabiliriz: Yer ve Gök ya da Yıldızlar, özellikle de doğa ruhları ve Hastalık Cinleri’ne ilişkin, zengin ve barbarlara özgü rengarenk bir görünüme sahip tasarımlar. Doğa ruhları ve Hastalık Cinleri konusundaki bu tasarımlar, batıl inanç niteliğine sahip çok sayıda uygulamayı da kapsamaktadır (Hagrin; Köpek İnsanlar; Hastalık Cinleri; Loholičo; Mašurdalo; Mulo; Nivaši; Phuvuš; Devler; Suyolak).

Çingeneler’in ruh ve cin inancı hakkında sahip olduğumuz bilgiler, genel olarak tek bir kişinin açıklamalarına dayanmaktadır. Bu kişi, Çingeneler’le uzun bir süre birlikte dolaşan, dolayısıyla onların güvenini tam anlamıyla kazanarak inançları, gelenek, görenekleri ve kavim yasaları hakkında geniş bilgi edinmiş olan Transilvanyalı Heinrich von Wlislocki’dir (1856-1907).(19)

Wlislocki, yayımlamış olduğu kitap ve makalelerde de ele aldığı malzemeleri, Güneydoğu Avrupa, özellikle de Macaristan ve Romanya’da yaşayan Çingeneleri gözlemleyerek bir araya getirmiştir. İçinde, bu bölgedeki Çingenelere ait olmayan ve cinlerin adlarını içeren yalnızca iki kısa liste mevcuttur. Bu listelerden birincisi 1893 tarihli olup Polonya’daki Çingenelere(21) aittir. Listelerden özellikle ikincisi kısa olmasına rağmen, Çingenelerin cin inancında yer alan temel figürlerin Doğu Avrupa ile sınırlı birtakım yeni oluşumlar olamayacağı ve nedensiz yere yakın zamana kadar hep şüpheyle bakılan Wlislocki’ye ait çalışmaların güvenilirliği konusunda değerli bir kanıttır.(22)

Çingeneler’in Hıristiyanlık dönemine ait sözlü gelenekleri arasında, özellikle Hz. İsa’nın doğumu ve çocukluğunun anlatıldığı öykü ilginçtir. Bu öykü daha başka sözlü geleneklerle birlikte, henüz bu yüzyılın içinde Fransa’ya göçmüş bir Rumen Çingene kavmi olan Kalderaslar’ın (Kazancılar) lideri ve bütün bunları kaydeden Dominiken Peder R.P.Chatard von Zanko’ya 1955 yılında anlatılmıştır.(23)

Bu öykü, apokrif Hıristiyanlığına özgü açık seçik göndermeler içermektedir ve büyük olasılıkla, Ortodoks Kilisesi’nde yaygın olan ‘Yakup’un ilk Yeni Ahiti’nin (Çingene İncili) ağızdan ağza aktarılması sonucunda bozulmuş ve kısaltılmış bir aktarımından başka bir şey değildir. Tek tük rastlanan ve Norveç’teki Çingeneler arasında var olduğu saptanmış bir kült olan Alako da, bu türden öğretilerin son ve zayıf bir yankısıdır. _Çingene İncili konusunda yalnızca Zanko’nun kayıtlarına başvurabiliyorken, özellikle Çingeneler’in Mısır’daki sözde kökenlerine ilişkin geleneğe bağlanan son dönem Çingene grubunda mevcut olduğu belgelenmiştir. (Kutsal Aile; Sara; Firavun; İstavroz). Özellikle Firavun Efsanesini, Çingenelerin kökenlerine ilişkin asıl bir söylen olarak nitelendirebiliriz.

Zanko tarafından aktarılan, Kalderašlar’a ait ‘Traditions’da –kapsam, içerik ve biçimlendirme açısından literatürde eşsiz olup, doğrudan Çingeneler’den bize ulaşan bu yegane yazılı belgede- başka başka gelenek katmanlarına ait öğeler çarpıcı bir bütün içinde sunulmuştur. ‘Traditions’, dünyanın Tanrı ve şeytan tarafından yaratıldığına ilişkin Wlislocki’nin de kaydettiği eski pagan döneme ait sözlü gelneek ve ilk insan çiftinin yaratılışı, ayrıca ilk günah konusundaki İncil kökenli sözlü geleneklerden az çok etkilenmiş olan öyküyle başlar. Bunu, Firavun Efsanesi’nin ayrıntılı bir aktarımı izler. Bu efsanede, ‘Pharavunure’lerin yaşamını yitirdiği fırtınalı met, ‘Birinci Dünya’nın sonunu hazırlayan bir çeşit (Tufan) olarak karşımıza çıkar. Kalderašların bakışıyla en önemli Çingene gruplarına göz attıktan sonra, ‘Yeni Dünya’nın önemli bir olayı olarak apokrif Hıristiyanlığındaki biçimiyle tanrısal çocuk öyküsü ele alınır. Zanko tarafından Çingenelerin İncili olarak nitelendirilen ve başı sonu olan bütünsel bir metnin dışında, ‘Traditions’ daha başka tek tük söylensel öyküler içerir (İstavroz, Proroe ve İlia; Devler; Yılan), fakat Wlislocki’nin söz ettiği o zengin cinler ve ruhlar alemine ait neredeyse hiçbir iz yoktur.

Asıl söylensel kaynaklar arasında M.J.Kuvanın adında bir Rus doktorun, 35 yıllık bir araştırma sonunda Çingene söylenleri konusunda bir araya getirmiş olduğu malzemeye değinmekte fayda var. Dr. Elysejev adında birinin 1882 yılında Rusça bir dergide(24) yayımlanan yazısı, Baramy; Janrda; Laki; Matta; Anromori gibi bir dizi tanrı adı ve birkaç tane kısa öykü içermektedir. Bunlara başka hiçbir yerde rastlanmadığından ve de üstelik bu malzemeler kayıp olduğundan, Çingeneler konusunda uzman olan İngliiz J. Sampson’ın(25) görüşü doğrultusunda, bunların birer hayal ürününden başka bir şey olmadığını kabul edebiliriz.

Güneydoğu Avrupa’da yaşayan Çingene kavimleri ile ilgili dinsel-söylensel alandaki bütün o sözlü geleneklerden, Batı ve Orta Avrupa’daki Çingene kavimlerinin çoğunda, ruhlarla ilgili karmakarışık inançların dışında başkaca pek bir şey kalmamış gibi. Bu ruh inancında ise, ölülerin ruhları ile ilgili öyküler (Mulo) önemli bir yer tutmaktadır. Kısmen yakın zamana kadar geçerli olan kavim yasaları ve gelenekleri, ölü defnetmek, at eti yemek gibi tuhaf tabular ile söylensel tasarımlar arasında açık seçik bir bağlantı kurmak olanaksızdır.”

(14) H.M.G.Grelmann, Die Zigeuner. Ein historicher Versuch über die Lbensart und Verfassung, Siten und Schicksale dieses Volkes, nebst
ihrem Ursprunge (Çingeneler. Bu Halkın Yaşam Biçimi, Durumu, Gelenekleri, Kaderi ve Kökeni Üzerine Tarihsel Bir Çalışma, Dessau /
Leipzig 1783, s.141-145. J.P.Kindler, Interessante Mittelungen über die Zigeuner (Çingeneler Hakkında İlginç Bilgiler), (1831), s.5.
Th. Tetzner, Geschichte der Zigeuner, ihre Herkunft, Natur und Art (Çingenelerin Tarihi, Kökeni ve Özyapıları), Weimar ve Ilmenau
(1835-38), s.100. E.Reinbeck, Die Zigeuner (Çingeneler), Salzkotten 1861, s.12 A.A. Colocci, a.g.e., s.165.
“Domuz Yağından İnşa Edilmiş Kilise” ile ilgili olarak: C. Von Neister, Ethnogr. Und geschicttl. Notizen über die Zigeuner (Çingeneler
Üzerine Etnografik ve Tarihsel Notlar), Könisberg 1842, s.69.
Schott, Walachische Märchen (Eflak Masalları), Stuttgart 1845, s.340 (yeni basım Bükreş 1975).
Reinbeck, a.g.e., s.88.
A.v.Etzel, Vagabondenthum und Wanderleben in Norwegen. Ein Beitrag zur Kultur- und Sittengeschichte (Norveç’te Gezginlik ve Göçer
Yaşamı. Kültür ve Örfler Tarihine Katkı), Berlin 1870, s.39.
R.Freih. v. Kittlitz, Die Zigeuner in ihrem Wesen und ihrer Sprache (Çingenelerin Karakterleri ve Dilleri), Leipzig 1863, s.30
(15) Bkz. R.Liebich, Die Zigeuner in ihrem Wesen und ihrer Sprache (Çingenelerin karakterleri ve Dilleri), Leipzig 1863, s.30.
(16) Daha bu yüzyılın ortalarında, Çingene lideri Zanko, Çingene dilinde yazılı bir açıklamada bulunmaktan ısrarla kaçınmıştır: “Nous
n’avons pas droit à une écriture; c’est Notre malédiction” (Bizim bir yazı diline sahip olmaya hakkımız yok, bu bizim lanetimizdir)
(Zanko, s.13) Pharavunurelerin yok oluşundan sonra (Firavun Efsanesi) Çingenelen “ne plus de puissance, plus de pays, plus d’État,
plus de chef, plus d’Église, plus d’écriture... car ils ont noyés dans la mer pour toujours” (artık ne güç, ne vatan, ne devlet, ne şef, ne
kilise, ne de yazı dili kaldı, çünkü hepsi ebediyete kadar denizde boğuldu) demişlerdir (Zanko, s.31) –Daha 50 yıl önce, Balkanlar’da
yaşayan halklar, Çingeneler’in bir yazı dili olmayışını, uğradıkları Lanet’in bir sonucu olarak görmekteydiler: Hz.İsa’nın çarmıha
gerilmesinde kullanılan çivileri imal ettikleri için, Tanrı, aslında bütün insanlara bahşedilen yazıyı bir tek Çingene halkından esirgemiştir,
(JGLS üçüncü seri, 1, s.177)
(17) Bu konuya Dr.D.Kapp dikkatimi çekmiştir.
(18) Bkz. Dipnot 4.
(19) H.F. Helmolt’un anma yazısı, JGLS yeni seri, 1, s.193-197.
(20) V.K.Ritter von Zieliński, EMU III (1893), s.251.
(21) 1905 öncesi notlara göre Ch. F.Payne, JGLS üçüncü seri, 36, s.110.
(22) Bkz. Son olarak A.M.Fraser’in yoğun ve haksız eleştirileri, JGLS üçüncü seri, 50 (1970), s.157.
(23) Bkz. e) Mitoloji, Zanko’nun kaynakçası.
(24) İngilizce çevirisi JGLS eski seri II, s.93-106, 161-169.
(25) JGLS yeni seri, 1, s.7.

(Hermann Berger, Çingene Mitolojisi)

Yorumlar

Bunlar da ilginizi çekebilir

GeLevera Deresi ( Koyverdun gittun beni ) Nota–Akor–Tab

Lâzım oLdu yazdım. Lâzım oLur payLaşıyorum. Bu dünyaya sen de lâzımdın Kâzım, Ah be Kâzım…! Dökümanı Midi oLarak BURADAN indirebiLirsiniz.



Türkiye'deki - Ülkemizdeki Başlıca Müzik Türleri

TÜRKİYE’DEKİ BAŞLICA MÜZİK TÜRLERİ 

Halk müziği: Türkiye'nin çeşitli yörelerinde farklı ağızlar ve formlarda söylenen yöresel etnik müziklerin tümüdür. Yapısal olarak folklorun bir parçasıdır. Anadoluhalk müziği, sözlü halk müziği ve sözsüz halk müziği olmak üzere ikiye ayrılır. Sözlü halk müziğine genel olarak türkü adı verilir. Sözsüz halk müziği ise düzenli yöresel çalgı ezgileridir.
Türk halk müziği formları: Halk türkülerinin ölçülü olanına kırık hava, ölçüsüz olanına uzun hava denir. Kırık Hava: Ritmik karakterleri ve ölçüleri belirgin olan ezgilerdir. Düzenli bir ritim özelliği göstermekle birlikte geleneksel söyleyiş kalıplarına bağlı olarak icra edilen bir formdur.
Uzun Hava: Geleneksel Türk halk müziğinde genel olarak serbest ritmli (usulsüz) olarak söylenen ezgi türüdür.  Başlıca formları, bozlak, gurbet havası, hoyrat, divan, yol havası, Arguvan ağzı, Çamşıhı ağzı, maya, barak ağzı ve müstezattır.

Başlıca çalgılar:Bağlama ( Saz ), Kaval, Kemençe, Zurna, Davul, Mey

Sanatçılar

Müzik tarih şeridi / müzik dersi performans ya da proje çaLışması

Teşekkürler sihirLi keman ( http://www.dersimizmuzik.org ) öğretmenim. Zira onun öğrencileri hazırlamış bu ödevi, sağ olsun o da bizlerle paylaştı. Bu arada ödevi hazırlayan “Ali” isimli öğrencimize de teşekkür ederim.
Biliyorsunuz tarih şeridi tarihi dönemlerin, önemli olayların kronolojik olarak gösterildiği, üzerinde küçük bilgi notlarının ve o dönemi simgeleyen resimlerin olduğu görsel bir materyaL.
Bu öğrencilerimiz bu ödevde tarih derken müzik tarihini tarih şeridi olarak hazırlamışlar. Fikir vermesi amacıyla ben de sizlerle paylaşıyorum. Bence iyi bir ödev konusu, düşünenlere tebrikler! hep diyorum “düşünmek güzeLdir!” diye ... :)
Ama bunun sıralaması aslında şöyle : “Öğrenmelisin, düşünmelisin, yaratmalısın!
Rönesans (1450–1600)
Belli başlı ilk polifonik bestelerin ortaya çıktığı (teksesli müzikten çoksesli müziğe geçilen) dönemdir. Müzik, kilise çevresinde gelişmiştir. Vokal müzik yaygındır (özellikle madrigaller). Bunun yanısıra, basit çalgı toplulukları olan konsortlar i…

Blok Flüt Nota Gösterim CetveLi ( Yeni )

( 2011 Ekim ) Yeni düzenLenmiş hâLidir
Blok Flüt Nota Gösterim CetveLi - KaLın ( Birinci Pozisyon )

Blok Flüt Nota Gösterim CetveLi - İnce ( İkinci Pozisyon )

Blok Flüt Nota Gösterim CetveLi - Çok İnce ( Üçüncü Pozisyon )



Dökümanı PDF uzantılı oLarak indirmek istiyorsanız da ŞuRaya tıklayınız. Dökümanı PDF uzantılı hale getiren ve benimle ( dolayısıyla da sizlerle ) payLaşan muzikogretmenleriyiz.biz site sahibi /  yöneticisi Ömer POLAT öğretmenime ayrıca teşekkür ederim.
---------------------------------------
Dökümanı hazırLarken faydaLandığım kaynak sayfa için buRaya tıkLayınız.

Aynı dökümanı 2000'Li yıLLarın başLarında da ( bu yazının üstündeki imaj ) hazırLamıştım. Eski dökümanı da buRadan indirebiLirsiniz.

FaydaLı oLması diLekLerimLe...

Merdiven ( Yukarıya çıkalım aşağıya inelim ) Şarkısı Nota Akor Eşlik Melodika Blok Flüt

Yukarıya çıkalım aşağıya inelim -2- Azıcık dinlenip bir daha deneyelim -2-  ------------ Yukarısı LA olsun aşağısı RE olsun -2- Şimdi de seslerin hepsine bir ad olsun -2- -------- Re mi fa sol la la laa / la sol fa mi re re ree -2- La la sol mi fa sol / la sol fa mi re re ree - 2- 
Söz-Beste : Erdoğan OKYAY Eşlik: Yusuf BİŞGEN
Şarkının eşliğini BURADAN indirebilirsiniz