26 Nisan 2007

ALİ’Yİ TANIYOR MUSUNUZ?

Ali Pazar sabahı 8:30’da uyandı. Cuma günü okuldan gelirken, bu hafta
sonundan, önceki haftalardan eksik kalan derslerini tamamlamak ve önündeki
hafta içindeki sınavlara hazırlanmak açısından çok iyi yararlanmaya karar vermişti.
Evde müzik dinledi, TV seyretti ve çok geç yattı. Cumartesi günü de arkadaşlarıyla beraber oldu, evin içinde gezindi, zamanın nasıl akıp gittiğini fark edemedi. Ders çalışmadığı için zaman zaman huzursuzluk duyduğu oldu, ancak içinden gelen bu huzursuzluğu “önümde koca bir Pazar var” diyerek bastırdı.
Pazar sabahı Ali, işte bu şartlar altında 8:30’da uyandı. Önce güzel bir tatil kahvaltısı yaptı. Sonra gazeteleri okuyup ders çalışmaya karar verdi. Gazeteler bittiğinde saat 10:30 olmuştu. TV’deki sabah filmine bir göz atıp çalışma odasına geçmek istedi. Fakat film öyle güzel ve heyecanlıydı ki, önünde koskoca bir Pazar gününün olduğunu düşünerek bu filmi
izlemesinde bir sakınca olmadığına karar verdi.
Film bittiğinde saat 12:30 ‘ du ve hafta içi günlerde bu saatte yemek yemeye alışmış olduğu için karnı acıkıverdi. Annesinin özenme hazırladığı yemekleri yiyip, evdekilerle sohbet ettikten sonra çalışma odasına yöneldi. Fakat tam bu sırada TV’den naklenyayın programı başlamış ve haftanın en önemli maçı ekrana gelmişti. Bu maçı seyretmekiçin insanların birbirlerini çiğneyip dünyanın parasını verdiklerini düşününce ayağına kadar gelen bu maçı seyretmemenin büyük kayıp olacağını düşündü. Maç biter bitmez sıkı bir şekilde çalışmaya karar vererek maçı izlemeye koyuldu.
Naklen yayın bitip, Ali’nin kafası haftanın spor olaylarıyla doluyken, annesi çayı
hazırladığını duyurdu. Ali çayı içtikten sonra derse geçmenin daha mantıklı olacağına karar verdi. Çay bittiğindeyse Ali’nin üstüne bir ağırlık çökmüştü. Haftanın yorgunluğu, maçın gerginliği ve çayla beraber yenilenler Ali’yi gevşetmişti. Ali bu yorgunlukla “Nasıl olsa verimli çalışamam” diye düşündü ve çalışmaya dinlendikten sonra başlamaya karar verdi.
Saat 18:00 sıralarında Ali içindeki huzursuzluğu bastırmaya gayret ederek uyandığında, çalışma masasına yönelirken TV’de en sevdiği dizilerden birinin başladığını gördü. Derse bundan sonra başlamaya ve sadece en önemli 2 dersi çalışmaya karar vererek TV’deki dizi filmi seyretti. Film bittiğinde akşam yemeği saati gelmişti. Yemeği yedikten sonra ise onca yükün altına girmek için vakit çok geçti. Çünkü o zaman haftaya uykusuz ve yorgun olarak başlamış olacaktı. Bu sebeple Ali kendi kendine şöyle dedi: “ Bugün çalışamadım, ama yarın söz, mutlaka çalışacağım” ve yarı sıkıntılı, yarı huzurlu bir şekilde odasının yolunu tuttu. Ancak çalışmak için değil, uyumak için...

STRES ALTINDA EZİLMEDEN
ÖĞRENMEDE VE SINAVLARDA
ÜSTÜN BAŞARI

Psikolog Doktor Acar BALTAŞ



Hiç yorum yok: