Ana içeriğe atla

Finale'de Türk Müziği Fontları ve Makamlar İçin Hazır Şablonlar ( Templates )

Finale Nota Yazım Programında ( 2012-2014 ) Türk Müziği eserlerini yazmak için gereken font ve (Makamlar için ) Hazır Şablonlar ( Templates )'ı daha önce şuradan indirmiş ve kullanmıştım. Ancak yeni sürüme geçince ( 2017 ) bu şablonlar nedense çalışmaz oldu.
Ben de yeni sürümle uyumlu şablonlar hazırladım.
           Yeni font ve şablonları buradan indirebilirsiniz.



Dökümanları programa nasıl ekleyeceğiniz yine burada gayet güzel anlatılmış.
            Finale nota yazım programı ile ilgili öğrenmek istediğiniz bir şey olduğunda aşağıdaki linklere tıklayınız.
Ünsal Deniz
İ. Erdem Efe
Yılmaz Hak
Süleyman Tarman
           Faydalı olması dileklerimle

Türkiye'nin Bilim Dallarına Göre Bilimsel Yayın Potansiyeli ve Dünya İle Karşılaştırması

Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ, Çukurova Üniversitesi, iortas@cu.edu.tr

ULAKBİM yakın geçmişte “Türkiye Bilimsel yayın Göstergeleri (I) adı altında 1981-2006 yılları arasında dünyada ve Türkiye’de yapılan bilimsel makale üretimini ve buların atıf sayısı ve etki değerlerini belgeleyen bir kitap yayınladı. Kitap İ. Hakkı DEMİREL, Cem SARAÇ ve Elif Aytek GÜRSES tarafından hazırlanmıştır. ÜLAKBM Tarım, Veteriner ve Biyoloji Bilimleri veri tabanı üyesi olarak ULAKBİM daire başkanı Sayın Prof. Dr. Cem Saraç bey tarafından bizlere de bir kitap verildi. Orhan Bursalı 23 Kasım 2007 tarihli CBT dergisinin sayı 1079’daki köşesinde konuyu duyurdu.

Kitap yalnızca THOMSON-IS tarafından taranan dergilerde yayınlanan makaleleri ülkeler ve ağırlıklı olarak da ülkemizdeki üniversiteler tarafından bilim disiplinlerine göre yapılan çalışmaları hiçbir yorum yapılmadan tablolar halinde sunulmuştur. Kitap, 7 bölümden oluşuyor, her bölüm kendi içinde karşılaştırmalı veri tablolarından oluşmaktadır. Birinci bölümde Türkiye'deki Bilimsel Yayın Göstergeleri ve Türkiye dahil 28 ülke ile yayın sayısı, bilime katkı oranı, toplam atıf sayısı karşılaştırmalı durum tablosu oluşturulmuştur. Diğer bölümlerde Türkiye’deki üniversitelerin bilim dallarına göre yayınladıkları bilimsel yayınlar ve her bilim dalına ilişkin yıllar itibarı ile yayın sayıları ve atıf değerleri gösterilmiştir.

Kitabın genel özeti:

Birinci bölümde 1981-2006 yılları arasını kapsayan bu çalışmada Türkiye'nin hem uluslararası hem de ülke içi bilimsel yayın durumu karşılaştırılmıştır. Dünyanın genel durumu Tablo 1.1’da görüldüğü gibidir.

Tablo 1.1. Türkiye dahil 28 ülke ve Latin Amerika, Asya-Pasifik (Japonya dahil), Asya-Pasifik (Japonya hariç), Avrupa Birliği, OECD ülkeleri ve bütün ülkelere ait (Dünya Toplamı), 1981-2006 yıllan arasındaki toplam Yayın Sayısı (Y! Katkı Oranı (KO), Toplam Atıf Sayısı (TAS) ve Etki Değeri (ED) verileri

Kitap dünyadaki değişik ülkelerin bilimsel yayın ve bu yayınların toplam atıf sayısı ve etki değerlerini de işlemiş.<I> </I>Türkiye’nin 25 yıl içinde ürettiği makale sayısı diğer ülkeler ile karşılaştırıldığında bazı ilginç sonuçlar ortaya çıkmaktadır. Türkiye 25 yılda 98 186 makale üretti ve ürettiği toplam makale sayısı ile Dünyada 21. sırada bulunuyor. Dünya bilimsel makalelere katkı oranı % 0.6, toplam atıf sayısı 428.642, etki değeri de 4,37. Diğer ülkelerin genel durumu ise, ABD'nin yayını 5.861.401; İn­giltere 1.443.131; Japonya’nın 1.371.470; Almanya 1.318.796 ile milyon düzeyinde makale üretirken, nüfus olarak bizden çok küçük olan Finlandiya 137.856; Avusturya 130.651 ve Norveç 100,.975 makale ile bize en yakın sayıda makale üretmişlerdir.

Türkiye tabloda da görüleceği gibi bizi Yunanistan, Meksika, Arjantin ve Portekiz izliyor. Ancak bu ülkeler bizden daha az yayın yapmalarına karşın aldıkları toplam atıf sayısı ve etki değeri yönünden bizden daha yüksek değerlere sahiptirler. Bu da bizim ürettiğimiz makalelere olan ilginin bizden daha az makale üreten ülkelere göre daha düşük düzeyde değerlendirildiğini gösteriyor.

Tartışmasız OECD ve Avrupa Birliği ülkeleri çok farklı olarak bilimsel makale üretmektedirler. Bu ülkelerin tamamının ortak özelliği GSMH dan %2’nin üzerinde bilime katkı yapmalarıdır. Bu ülkelerin yaptıkları yayın yapısı ile GSMH’dan ayıldıkları pay arasında da doğrudan bir ilişkinin bulunmasıdır.

Bilim Dallarına Göre Türkiye'de Üretilen Bilimsel Makaleler

Kitapta 24 bilim dalı ve onların altındaki 106 alt bilim dalında­ki yayın sayıları da yıllar bazında genel ve üniversiteler ayrımında verilmiştir.

Kitapta tek tek kurumlar bazında bilim dallarına göre yayınları da in­celemek mümkün. Tablo 3.2’deki veriler, ülkemizin kendi içinde ürettiği makalelerin üçte biri yalnızca klinik tıp alanında yayınlanmış. Tıbbın diğer alanları da tabloya katıldığında neredeyse yarısı sağlık bilimleri alanında yapılmış oluyor. Temel bilimler içinde Kimya bilimi biraz öne çıkıyor, sonra fizik ve biyoloji geliyor. Matematikte 25 yılda 1.197 makale üretmiştir. Mühendislik gibi Türkiye'nin en önemli öncü üç teknik üniversitesindeki onlarca alan itibarı ile toplam 10 bin yayın üretilmiştir. Sosyal bilimlerde maalesef dökülüyoruz. Kitaptaki tabloya bakınca gerçi sosyal bilimlerde yayın yapmanın zor olduğunu biliyordum ancak açıkçası ilk defa bu kadar zayıf olduğumuzu fark ettim.

Tablo 3.2’nin ilginç bir özelliği de, Türkiye'de bütün bilim dallarında kendine atıflar dahil ve hariç olmak üzere, atıf yapılan yayın sayıları ve atıf sayılarının listeleri verilmiş.

Kendine atıf dahil toplam 98.024 yayın yapılmış ve toplam 428.640 atıf yapılmış.

Kendine atıf hariç, toplam 64.031 yayın yapılmış ve bu yayınlarda 112.705 atıf almıştır. İlginç olanı kendine atıf yapılan yayın sayısı 64.031 ve atıf sayısı

112.705’e yani yayınlara alınan (saf) atıflar, üçte bir oranına iniyor olmasıdır. Bu durum ülkemizde yayınlanan makaleler olan yayınların daha az ilgi gördüğünü belirtiyor<I>. </I>

Tablo 3.2 bütün üniversiteleri 24 bilim dalında toplam yayın ve atıf sayısı ile etki değeri yönünden karşılaştırmıştır. Tablolar düzenlenirken bazı alanlar alt disiplinler yönünden ayrılırken bazıları birlikte tutulmuş. Örneğin Ziraat bilimler ile Bitki ve hayvan bilimleri aynı alana hitap ediyor. Alt bilim dallarının da hanginin hangi alanda değerlendirildiği bilinmiyor. Buna bezer mühendislik ve tıp bilimi altındaki bazı alanlar ayrıştırmış olması etki değerinin alanın net belirlenmesini engellemektedir.

Tablo 3.2. Türkiye'nin 1981 -2006 döneminde 24 ayrı Bilim Dalı bazında "Kendine Atıflar Dahil" ve "Kendine Atıflar Hariç yapılan toplam YS, AS ve ED verileri. Burada verilen Yayın Sayısı değerleri sadece atıf yapılan yayınların sayı­sını göstermektedir.

Türkiye'deki Üniversitelerin Ürettiği Makaleler, Atıflar ve Etki Değerleri

Kitap üniversitelerin toplam yayın durumunu da alfabetik sıraya göre sıralamış. 25 yıl­da yayın sayısı, atıf sayısı ve etki değeri yönünde Hacettepe 9.729 yayınla birinci; İstanbul Üniversitesi 8.841 yayınla ikinci ve Ankara Üniversitesi 5.980 ya­yınla üçüncü sırada. ODTÜ 5.711 yayınla dördüncü, sıralamayı Ege 4165 ve İTÜ de 4.027 yayınla takip etmektedir. Genelde yerleşik geçmişi olan alt yapısı ve akademik kadroları oluşmuş üniversiteler göreceli olarak sonradan kurulan, akademik kadrosu oluşturulamayan üniversitelere göre daha fazla yayın yapmışlardır.

Tabii doğal olarak son yıllarda kurulan yeni üniversiteler ve vakıf üniversitelerinin birkaçı hariç diğerleri toplam yayın sayısı, atıf sayısı ve etki değeri yönünden daha düşük düzeyde görülerek tablonun sonlarında yer almaktadırlar.

 

Tablo 2.1. Türkiye Kurumlarının 1981 -2006 döneminde bütün bilim dallarında yaptığı toplam YS, AS ve ED verileri.

 

Tablo 2.1. (devam ediyor) Türkiye Kurumlarının 1981 -2006 döneminde bütün bilim dallarında yaptığı toplam YS, AS ve ED verileri.

Tablo 2.1’den çıkarılan bir diğer konu da üniversitelerin toplam yayın sayısı kadar yayınların aldığı atıf sayısı ve etki değerleri arasındaki farklılıkları göstermektedir.

Tablo ülkemizde sonradan kurulan ve yerleşik alt yapısı ve akademik kadrosu gelişmemiş üniversitelerimizin istenilen ölçüde yayın yapamadıkları, yapsalar dahi yayınlara olan itibarın düşük düzeyde kaldığı yönündendir. Genelde ülkemizin yerleşik akademik kadroları oluşan üniversitelerde daha çok yayın yapılmasına karşın, yayınların atıf sayısı ve etki değerleri de yüksek olmaktadır.

Bilkent sonradan kurulmasına karşın yayın sayısı ve etki değeri yönünden önde görülüyor. Bunun nedeni çok nitelikli ve bilim disiplini olan insanları bünyesinde toplaması ve düzenli yayın yapmayı zorunlu kılmasıdır. Tabii Bilkent ayrıcalıklı bir durumdur.

Son yıllarda üretilen yayından çok atıf sayısı ve özellikle de etki değeri dikkate alınmaktadır. Hatta üretilen bilginin ne kadarının yaralılığa dönüştüğü dikkate alınmaktadır.

Yerleşik üniversitelerde aynı miktarda yapılan bilimsel makalelerin, yerleşik olmayan üniversitelerde yapılan yayınlardan daha fazla atıf aldığı ve dolayısıyla daha yüksek etki faktörüne sahip olduğu görülmektedir.

Doğal olarak milyon nüfus başına bilimsel makale sayısı yanında üniversitelerin ve bilim dallarının bilim adamı başına makale sayısı belirlenseydi resim biraz daha net okunabilirdi.

Tablolardan edinilecek bilgi ile üniversitelerin kendi bilim politikalarını ve misyonları ile vizyonlarını yeniden sekilendirecekleri muhakkaktır. Ancak her şey de yayın değildir tabii. Üniversitelerin yetiştirdiği nitelikli öğrenci sayısı yanında yerli makaleler ve kitaplarda önemli birere gösterge olarak kabul edilmesi gerekir.

Türkiye yüz ölçümü, nüfusu ve ekonomisi yönünden dünyanın ilk büyük 20 ülkesi arasında bulunmaktadır. Ancak bilimsel gelişmişliği konusunda aynı ölçüde geliştiği söylenemez. Şüphesiz son yıllarda önemli atak yaparak yayın sıralamasında 20. sıralara kadar gelebildik, ancak bütün bunların Dünya bilimine katkı yaptığı ancak içeriye yansımadığı da sıkça konuşulmaktadır. Önemli olan bilginin faydaya dönüşmesini sağlamaktır.

Özet olarak bu kaynak kitap aslında üniversite yöneticileri için resmin bütünü görmek için önemli bir kaynak. Kitap üniversitelerin yaptığı yayınları alanlarına göre verileri derlenmiş ve ülkelere göre kıyaslamalı olarak sıralamış. Değerlendirme ve yorum yok. Herkesin kendisini görmesi açısından önemli.

Verileri çok yorum katmadan bilginize sunmak istedim. Bu aşamadan sonra kurumlar kendi durumlarını kendileri değerlendirmeleri daha yaralı olacaktır.

Yorumlar

Bunlar da ilginizi çekebilir

GeLevera Deresi ( Koyverdun gittun beni ) Nota–Akor–Tab

Lâzım oLdu yazdım. Lâzım oLur payLaşıyorum. Bu dünyaya sen de lâzımdın Kâzım, Ah be Kâzım…! Dökümanı Midi oLarak BURADAN indirebiLirsiniz.



Türkiye'deki - Ülkemizdeki Başlıca Müzik Türleri

TÜRKİYE’DEKİ BAŞLICA MÜZİK TÜRLERİ 

Halk müziği: Türkiye'nin çeşitli yörelerinde farklı ağızlar ve formlarda söylenen yöresel etnik müziklerin tümüdür. Yapısal olarak folklorun bir parçasıdır. Anadoluhalk müziği, sözlü halk müziği ve sözsüz halk müziği olmak üzere ikiye ayrılır. Sözlü halk müziğine genel olarak türkü adı verilir. Sözsüz halk müziği ise düzenli yöresel çalgı ezgileridir.
Türk halk müziği formları: Halk türkülerinin ölçülü olanına kırık hava, ölçüsüz olanına uzun hava denir. Kırık Hava: Ritmik karakterleri ve ölçüleri belirgin olan ezgilerdir. Düzenli bir ritim özelliği göstermekle birlikte geleneksel söyleyiş kalıplarına bağlı olarak icra edilen bir formdur.
Uzun Hava: Geleneksel Türk halk müziğinde genel olarak serbest ritmli (usulsüz) olarak söylenen ezgi türüdür.  Başlıca formları, bozlak, gurbet havası, hoyrat, divan, yol havası, Arguvan ağzı, Çamşıhı ağzı, maya, barak ağzı ve müstezattır.

Başlıca çalgılar:Bağlama ( Saz ), Kaval, Kemençe, Zurna, Davul, Mey

Sanatçılar

Müzik tarih şeridi / müzik dersi performans ya da proje çaLışması

Teşekkürler sihirLi keman ( http://www.dersimizmuzik.org ) öğretmenim. Zira onun öğrencileri hazırlamış bu ödevi, sağ olsun o da bizlerle paylaştı. Bu arada ödevi hazırlayan “Ali” isimli öğrencimize de teşekkür ederim.
Biliyorsunuz tarih şeridi tarihi dönemlerin, önemli olayların kronolojik olarak gösterildiği, üzerinde küçük bilgi notlarının ve o dönemi simgeleyen resimlerin olduğu görsel bir materyaL.
Bu öğrencilerimiz bu ödevde tarih derken müzik tarihini tarih şeridi olarak hazırlamışlar. Fikir vermesi amacıyla ben de sizlerle paylaşıyorum. Bence iyi bir ödev konusu, düşünenlere tebrikler! hep diyorum “düşünmek güzeLdir!” diye ... :)
Ama bunun sıralaması aslında şöyle : “Öğrenmelisin, düşünmelisin, yaratmalısın!
Rönesans (1450–1600)
Belli başlı ilk polifonik bestelerin ortaya çıktığı (teksesli müzikten çoksesli müziğe geçilen) dönemdir. Müzik, kilise çevresinde gelişmiştir. Vokal müzik yaygındır (özellikle madrigaller). Bunun yanısıra, basit çalgı toplulukları olan konsortlar i…

Blok Flüt Nota Gösterim CetveLi ( Yeni )

( 2011 Ekim ) Yeni düzenLenmiş hâLidir
Blok Flüt Nota Gösterim CetveLi - KaLın ( Birinci Pozisyon )

Blok Flüt Nota Gösterim CetveLi - İnce ( İkinci Pozisyon )

Blok Flüt Nota Gösterim CetveLi - Çok İnce ( Üçüncü Pozisyon )



Dökümanı PDF uzantılı oLarak indirmek istiyorsanız da ŞuRaya tıklayınız. Dökümanı PDF uzantılı hale getiren ve benimle ( dolayısıyla da sizlerle ) payLaşan muzikogretmenleriyiz.biz site sahibi /  yöneticisi Ömer POLAT öğretmenime ayrıca teşekkür ederim.
---------------------------------------
Dökümanı hazırLarken faydaLandığım kaynak sayfa için buRaya tıkLayınız.

Aynı dökümanı 2000'Li yıLLarın başLarında da ( bu yazının üstündeki imaj ) hazırLamıştım. Eski dökümanı da buRadan indirebiLirsiniz.

FaydaLı oLması diLekLerimLe...

Merdiven ( Yukarıya çıkalım aşağıya inelim ) Şarkısı Nota Akor Eşlik Melodika Blok Flüt

Yukarıya çıkalım aşağıya inelim -2- Azıcık dinlenip bir daha deneyelim -2-  ------------ Yukarısı LA olsun aşağısı RE olsun -2- Şimdi de seslerin hepsine bir ad olsun -2- -------- Re mi fa sol la la laa / la sol fa mi re re ree -2- La la sol mi fa sol / la sol fa mi re re ree - 2- 
Söz-Beste : Erdoğan OKYAY Eşlik: Yusuf BİŞGEN
Şarkının eşliğini BURADAN indirebilirsiniz