Ana içeriğe atla

Finale'de Türk Müziği Fontları ve Makamlar İçin Hazır Şablonlar ( Templates )

Finale Nota Yazım Programında ( 2012-2014 ) Türk Müziği eserlerini yazmak için gereken font ve (Makamlar için ) Hazır Şablonlar ( Templates )'ı daha önce şuradan indirmiş ve kullanmıştım. Ancak yeni sürüme geçince ( 2017 ) bu şablonlar nedense çalışmaz oldu.
Ben de yeni sürümle uyumlu şablonlar hazırladım.
           Yeni font ve şablonları buradan indirebilirsiniz.



Dökümanları programa nasıl ekleyeceğiniz yine burada gayet güzel anlatılmış.
            Finale nota yazım programı ile ilgili öğrenmek istediğiniz bir şey olduğunda aşağıdaki linklere tıklayınız.
Ünsal Deniz
İ. Erdem Efe
Yılmaz Hak
Süleyman Tarman
           Faydalı olması dileklerimle

Gülşen Tatu iLe yapıLmış bir röpoRtaJ

Dünyanın en önemli flüt yarışmalarından 1. Kobe yarışmasını kazanan Prof. Gülşen Tatu 1972'de DAAD bursunu kazanarak Almanya'ya gitti. Essen ve Freiburg Müzik Yüksek okullarında Prof. Rülters ue çağımızın en büyükjlüt-çülerinden Aurele Nicolet ile çalışma fırsatı buldu. Ardından bu kurumdan solistlik diploması aldı. Bunu izleyen üç yıl Prof. Nicolet'nin asistanlığını yapıp aynı zamanda Güney Batı Almanya Radyo Senfoni Orkestrasında solist olarak görev yaptı. Eğitimcilik dalında gösterdiği başarı nedeniyle Karlsruhe ue Stuttgart Müzik Yüksek Okullarından teklif aldı ue bir süre her üç akademide eğitimci olarak çalıştı.

Sonrasında Trössingen Müzik Yüksek Okulu'na profesör olarak atandı. Aurupa ue Uzak Doğu ülkelerinde sayısız başarılı konserler veren, kayıtlar yapan Gülsen Tatu, ayrıca flüt kurslarında dünyanın birçok ülkesinden gelen öğrencileri yetiştiriyor.

Mozart'ın Flüt konçertolarını pek çok kez seslendiren sanatçı, Türkiye'deki müzik otoriteleri tarajindan da en iyi Mozart yorumcuları arasında kabul ediliyor. "Sanatçı kişiliğimin dışında her şeyden önce bir insanım, tabii ki her şey beni ilgilendiriyor. Ülkemde neler oluyor ya da olacak, neredeydik, nerelere geldik, nereye gidiyoruz. Bunlar benim için çok önemli. Duyarsız kalmak mümkün değil. Şu anki durumumuzu çok dikkatle izliyorum." diyen Gülşen Tatu ile müziğe ve hayata dair keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik...

Gulsentatu » Tarihin derinliğinden gelen bir çalgı olan flüt ile nasıl tanıştınız?
Flüt ile tanışmam konservatuvarda oldu. O güne kadar hiç duymamış ve görmemiştim, zaten ben orada hangi tür müzik öğretildiğini de bilmiyordum. Sadece müziğe olan ilgimden ötürü giriş sınavlarına gittim. Başlangıçta da hiç sevmedim, piyano istemiştim ya da keman, ama öğretmenler beni flüt bölümüne seçtiler. Hatta o anda kaval sanıp sınavda da "Bunun için okumaya gerek yok" diye de büyük bir laf ettiğimi hatırlıyorum.

» Aileniz de müzikle ilgilenenler var mıydı?
Ailemde benden başka müzikle ilgilenen yoktu, sadece annem ve babama benim çok yetenekli olduğumu ve beni mutlaka İzmir Devlet Konservatuvarı'na götürüp danışmalarını tavsiye eden, bana mandolin dersi veren amatör ama çok iyi bir hocam olan aile dostumuzun tavsiyesini dikkate alan, müziksever bir ailem vardı diyebilirim.

» İzmir Devlet Konservatuva-rı'nda hangi hocayla çalıştınız? O yıllara dönüp baktığınızda aklınızda kalanlar nelerdir?
Konservatuvardaki yıllarım hoca açısından maalesef çok parlak olamadı. 1. yıl tamamlanamadan, Alman hocamız vefat etti, sonraki yıllarda birer sene arayla toplam 4 hoca, 3 yıl da hocasız olarak 7 yıllık eğitimimi tamamladım. Çok iyi bir solfej hocamızın olmasının faydalarını halen de görüyorum. Hocamız Madam Moren Fransızdı ve de hâlâ Türkiye'de ikamet etmektedir.

Bize çok emeği geçti. Okuldaki yatılı hayatı, güzel konserler, çalışma disiplini, İngilizce dersine olan tutkum... Orada küçük bir aileydik, hocalarımız bizi her konuda eğitti, iyi sanatçı, güzel insan olmak, disiplinli çalışmak vs. gerçekten unutamayacağım güzel yıllardı.

» 1972 yılında DAAD bursunu kazanarak Almanya'ya gittiniz. Uyum sağlama süreciniz nasıl gelişti? Türkiye'de aldığınız eğitimle yurtdışını kıyasladığınızda arada ne gibi farklar var?
1972 yıllında Almanya'ya gittiğimde her şeye neredeyse sıfırdan başlamam gerekti. Nefes tekniğini öğrenmemiştim, kendi kendimize bir nevi flütü deneyerek öğrendik. Tabii İtalya'dan birer yıl arayla 3 tane hoca geldi, ancak bunlarda çok yeterli değildi, onlar için bir yıl Türkiye küçük bir anı, maceraydı belki de. Türkiye'de aldığım flüt dersinin diasındaki eğitimimin çok iyi olduğunun farkına vardım.

Zaten diplomam da geçerli sayıldı sadece. Flüt/orkestra/oda müziği derslerine girdim. Ayrıca meraklı olduğum için kısa bir süre yan ders olarak önce piyano, sonra biraz çembalo dersleri aldım.

» Uluslararası birçok yarışmada ödüller kazandınız. 1985 Uluslararası KOBE/Japonya Flüt Yarışmasında kazandığınız ı.'Iik ödülünü 1997'ye kadar kimse alamadı. Yarışmalar sanatçılara nasıl bir deneyim kazandırıyor?
Yarışmalar çok önemli, insana nerede hangi seviyede olduğunun farkına varmasını öğretiyor. Ayrıca siz de birçok yaşıtınız flütçüleri dinleme-tanıma fırsatını yakalıyorsunuz. Jüri üyeleri de çok ünlü sanatçılardan oluştuğu için onlar tarafından beğenilmek, takdir edilmek, dinlenilmek çok gurur verici. Ayrıca sahne hâkimiyeti, büyük repertuvar hazırlamak gibi ayrıntıları da var.

» Prag Devlet Operası Müzik Direktörü Eva Randova tarafından 'Carmen Fantezi' seslendirmek üzere davet edilmeniz büyük yankı uyandırmıştı. Nasıl gerçekleşti, bu konser siz de nasıl izler bıraktı, biraz bahseder misiniz?
1978 yılından beri müzik yüksek okullarında önce doçentlik, 1986'dan beri de profesör olarak öğrenci yetiştirmekteyim. Eva Randova bizzat kızını eğitmem için benim okuluma getirdi, kazanılan giriş sınavı doğrultusunda kızı benim öğrencim oldu.

Randova, hem sanatçı, hem öğretmen kimliğimi çok yakından izlediği için beni solist olarak Prag Operası Orkestrası ile konser vermeye davet etti. Konser inanılmaz güzel oldu, çünkü orkestra tam anlamıyla muhteşemdi, tempolar, entenosyon, müzik, eşlik hepsi kusursuzdu. Ayrıca opera sahnesi de mimari açıdan çok güzel bir mekân. Gerçekten kendimi çok iyi hissettiğim ender konserlerden biridir.

» Mozart'ın flüt konçertolarını pek çok kez seslendirdiniz ve CD'ye kaydettiniz. Türkiye'deki müzik otoriteleri tarafından da en iyi Mozart yorumcuları arasında değerlendiriliyorsunuz. Siz Mozart'ı ve müziğini nasıl tanımlarsınız?
Mozart'ın o çocuksu, naif müziğinin içinde saklı olan hassasiyet, zaman zaman hüzün, her seferinde ayni eserde onca kez icra etmeme rağmen halen yeni bir şeyler keşfedebilmem, beni hep Mozart çalmaya ve de severek dinlemeye yönlendirdi. Mozart operaları/piyano konçertoları, o muhteşem klarnet konçertosu ya da senfoni konçertanti veya 'reque-min'deki hüznü asla bu kadar güzel ve yalın duyamazsınız. Mozart tek kelimeyle sürekli akan duru bir su gibidir...

» Eğitim alanında yaptığınız seminerler, atölye çalışmaları genç flütçülere verdiğiniz destek tartışılmaz. Hem Türkiye'de hem de yurt dışında tecrübesi kabul edilen bir sanatçısınız. Bu doğrultuda Türkiye'de müziğin gelişimi ve Türk müziğinin dünyadaki yerini nasıl görüyorsunuz?
Türkiye'de müzik eğitiminde daha fazla öğrenci yetiştirildiğini izliyorum. Ancak her ne kadar bu beni sevindiriyor ümitlendiriyorsa da bir o kadar da düşündürüyor. Bunun sebebi de mezun olan öğrencilere yeteri kadar iş alanının olmaması. Düşünün yıllarca okuyorsunuz ve sonunda ancak barlarda çalarak para kazanmak zorunda kalıyorsunuz.

Nefis caz yapan eğitimli sanatçılar var, bunların hemen hemen hepsi klasik eğitim almış müzisyenler. Flüt açısından büyük bir yetenek potansiyeli var. Eylül ayında Marmaris'teki Ulusal Flüt Yarışması'nda jüri başkanı olarak görev yaptım, katılımcılarda yetenek potansiyeli gözle görülür şekilde vardı, sadece bazı eksik yönlendirilmeler dikkatimi çekti, ama ben onlarla çok uzun konuşmalar yaptım. Ayrıca da gecen kasım ayında Pan yayıncılıktan çıkan 'Flüt Metodum' ile misyonuma bir şeyler kattığıma inanıyorum. Çok yararlanacakları bir çalışma oldu, özelikle de iyi sanatçı ve iyi insan olmak ana te-mamdı. Türk müziğinin dünyada çok büyük bir yeri olduğunu söyleyemem, tabii bir Adnan Saygun biliniyor... Sayı olarak nüfus oranımıza göre az da olsak, iyi işler yapıyoruz.

» 1998 yılında verilen Devlet Sanatçılığı unvanını almadınız. Neden almadınız? Devlet sanatçılığı unvanını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Devlet sanatçılığı unvanımı reddetmedim, sadece zamanında haber verilmediği için basına öyle yansıdı. Aslında bu unvanı almak, sadece bir takdir belgesi belki de. Zaten sanatçı sahnede bu imkâna sahip, yani iyiyseniz size bu yansır.

Sizin kendinizi takdir edebilmeniz, gerçekten bunu hak ediyor muyum diye sorabilmek, bunu bana neden, kimler verdi diye sorgulamak gerekir. Belirli dönemlerde bu çok istismar edildi, bu unvanı hak eden birçok sanatçı haksız yere bekletildi, bir Leyla Gencer mesela. Bu son derece büyük bir ayıptı.

Ama bu arada 'papatya dönemi' torpilleri de oldu bu ülkede. Ne diyelim, hormonlu papatyalar için... Benim için bu unvan, artık sadece ruhumda var. Zaten halen daha var mı yok mu inanın onu bile bilemiyorum. Çok da meşgul etmiyor açıkçası. Demirbaş gibi bir şey oluyor...

» Müzisyen kimliğinizin yanı sıra politik bir duruşunuz var mı? Bu açıdan baktığınızda günümüzü nasıl değerlendirirsiniz?
Sanatçı kişiliğimin dışında her şeyden önce bir insanım. Ülkemde neler oluyor ya da olacak, neredeydik, nerelere geldik, nereye gidiyoruz...

Bunlar benim için çok önemli. Duyarsız kalmak mümkün değil. Bizim en zayıf taraflarımızdan biri; her konuda çok çabuk konuşup, gelişigüzel sohbet eder gibi en önemli meseleleri önemsiz mekânlarda konuşmaktır. Bir o kadar da çabuk unuturuz her şeyi. Bir nevi söyleyip deşarj olmak gibi. Eylem az, laf çok.

» İçinden müzik geçen hoş bir anınız var mı?
İlkokul 1. sınıfa başladığım ilk günkü anımı unutamam. Öğretmenimiz ilk gün hepimize tek tek en iyi neyi yapabildiğimizi sormuştu, ben de gayet kendimden emin, "Çok iyi şarkı söylerim" demiştim. Düşünün erken başladığım için tam 6 yaşındayım. Öğretmenim sordu: "Peki hangi şarkıyı söyleyebilirsin?", "Kapıldım gidiyorum, bahtımın rüzgârına" dedim Öğretmenin cevabı şu oldu.

"Sen hele bir derslerine çalışma, seni öyle bir bahtının rüzgârına kaptırırım ki!" Maalesef bu benim öğretmenimle olan sevginin sonu, ama okuma hırsımın başlangıcı oldu ve de hiç unutmadım onun bu sözlerini. Bugün düşündüğümde, altında iyi niyet bile olsa, yanlış bir davranış olduğunu düşünüyorum. Okula benim kadar isteyerek giden küçük bir çocuk için, çok büyük bir tepkiydi.

» Son olarak gelecekteki projelerinizden bahseder misiniz?
Gelecekteki projelerimin içinde sağlığım ve gücümün yettiğince kaliteli dinletiler sunabilmek, iyi öğrenciler yetiştirmeye devam etmek, Türkiye'den daha fazla yetenekli çocuklara ders verebilmek var. Aslında Türkiye'de de bir üniversitede öğrenci yetiştirmek istiyorum. Artık ulaşım çok zor değil. İyi organize edilirse neden olmasın ki? Sanırım birçok genç flüt öğrencisi de bunu ister. Çünkü herkesin yurtdışında okumak için ekonomik durumu müsait değil maalesef.

* * *

Müziğim kişiliğimle özdeştir

» 1999 senesinde Moskova'da Kremlin Oda Orkestrası ile depremzedeler yararına bir konser verdiniz. Sizce bir sanatçının misyonu nedir? Siz müziğinizi nasıl tanımlıyorsunuz?
Moskova'da, deprem yararına verdiğim konser, çok aniden haber alıp, 3 gün içinde gittiğim ve vize sorunu yüzünden (organizasyon eksikliğinden ) Moskova Havaalanında tam 9 saat aç susuz bekletildiğim, elçiliğin türlü girişimleri neticesinde hiç prova yapmadan çaldığım bir konser olarak aklımdan hiç çıkmayacak.

Aslında hemen geri dönüp iptal etmem gerekirdi, ancak oradaki misyonum depremze-delere yardım olduğundan, görevimi tamamlamadan dönmem söz konusu bile olamazdı. İyi ki de yaptım diyorum bugün. Sanatçının misyonu çok geniş kapsamlıdır. Bunun içinde dinleyenleri başka dünyalara götürebilmek, yeni nesil sanatçı adaylarına iyi bir örnek olabilmek, yardım edebildiğince de yardım konserlerine katılmaktır. Unicef üyesiyim. Unicef'in 50. yıl kutlamaları içinde, Ankara'da ücret almadan bağış konseri yaptım.

Benim müziğim benim kişiliğimle özdeştir. Her zaman iyi bir performans vermek için çok ama çok titiz hazırlanırım, beni dinleyenler konserimde asla hayal kırıklığı yaşamamalılar, isteyerek gelmeliler diye düşünürüm.

Ayrıca bizler dünyanın en şanslı insanlarındanız, her türlü duygularımızı müziğimizle anlatabilme, birlikte yasayabilme imkânımız var. Başarılı olmak yalnızlığı da gerektiriyor, gerçekten de saatlerce tek başınıza odanızda sazınızı çalışıyorsunuz, haftalar yıllar boyu, ama hep konserlerde ortaya çıkan müziği paylaşıyorsunuz ve bunu yaparken, iste o zaman hiç de yalnız olmadığınızı görüp mutlu olabiliyorsunuz.

HİLAL DOĞANAY

Yorumlar

Bunlar da ilginizi çekebilir

Türkiye'deki - Ülkemizdeki Başlıca Müzik Türleri

TÜRKİYE’DEKİ BAŞLICA MÜZİK TÜRLERİ 

Halk müziği: Türkiye'nin çeşitli yörelerinde farklı ağızlar ve formlarda söylenen yöresel etnik müziklerin tümüdür. Yapısal olarak folklorun bir parçasıdır. Anadoluhalk müziği, sözlü halk müziği ve sözsüz halk müziği olmak üzere ikiye ayrılır. Sözlü halk müziğine genel olarak türkü adı verilir. Sözsüz halk müziği ise düzenli yöresel çalgı ezgileridir.
Türk halk müziği formları: Halk türkülerinin ölçülü olanına kırık hava, ölçüsüz olanına uzun hava denir. Kırık Hava: Ritmik karakterleri ve ölçüleri belirgin olan ezgilerdir. Düzenli bir ritim özelliği göstermekle birlikte geleneksel söyleyiş kalıplarına bağlı olarak icra edilen bir formdur.
Uzun Hava: Geleneksel Türk halk müziğinde genel olarak serbest ritmli (usulsüz) olarak söylenen ezgi türüdür.  Başlıca formları, bozlak, gurbet havası, hoyrat, divan, yol havası, Arguvan ağzı, Çamşıhı ağzı, maya, barak ağzı ve müstezattır.

Başlıca çalgılar:Bağlama ( Saz ), Kaval, Kemençe, Zurna, Davul, Mey

Sanatçılar

GeLevera Deresi ( Koyverdun gittun beni ) Nota–Akor–Tab

Lâzım oLdu yazdım. Lâzım oLur payLaşıyorum. Bu dünyaya sen de lâzımdın Kâzım, Ah be Kâzım…! Dökümanı Midi oLarak BURADAN indirebiLirsiniz.



Müzik tarih şeridi / müzik dersi performans ya da proje çaLışması

Teşekkürler sihirLi keman ( http://www.dersimizmuzik.org ) öğretmenim. Zira onun öğrencileri hazırlamış bu ödevi, sağ olsun o da bizlerle paylaştı. Bu arada ödevi hazırlayan “Ali” isimli öğrencimize de teşekkür ederim.
Biliyorsunuz tarih şeridi tarihi dönemlerin, önemli olayların kronolojik olarak gösterildiği, üzerinde küçük bilgi notlarının ve o dönemi simgeleyen resimlerin olduğu görsel bir materyaL.
Bu öğrencilerimiz bu ödevde tarih derken müzik tarihini tarih şeridi olarak hazırlamışlar. Fikir vermesi amacıyla ben de sizlerle paylaşıyorum. Bence iyi bir ödev konusu, düşünenlere tebrikler! hep diyorum “düşünmek güzeLdir!” diye ... :)
Ama bunun sıralaması aslında şöyle : “Öğrenmelisin, düşünmelisin, yaratmalısın!
Rönesans (1450–1600)
Belli başlı ilk polifonik bestelerin ortaya çıktığı (teksesli müzikten çoksesli müziğe geçilen) dönemdir. Müzik, kilise çevresinde gelişmiştir. Vokal müzik yaygındır (özellikle madrigaller). Bunun yanısıra, basit çalgı toplulukları olan konsortlar i…

Blok Flüt Nota Gösterim CetveLi ( Yeni )

( 2011 Ekim ) Yeni düzenLenmiş hâLidir
Blok Flüt Nota Gösterim CetveLi - KaLın ( Birinci Pozisyon )

Blok Flüt Nota Gösterim CetveLi - İnce ( İkinci Pozisyon )

Blok Flüt Nota Gösterim CetveLi - Çok İnce ( Üçüncü Pozisyon )



Dökümanı PDF uzantılı oLarak indirmek istiyorsanız da ŞuRaya tıklayınız. Dökümanı PDF uzantılı hale getiren ve benimle ( dolayısıyla da sizlerle ) payLaşan muzikogretmenleriyiz.biz site sahibi /  yöneticisi Ömer POLAT öğretmenime ayrıca teşekkür ederim.
---------------------------------------
Dökümanı hazırLarken faydaLandığım kaynak sayfa için buRaya tıkLayınız.

Aynı dökümanı 2000'Li yıLLarın başLarında da ( bu yazının üstündeki imaj ) hazırLamıştım. Eski dökümanı da buRadan indirebiLirsiniz.

FaydaLı oLması diLekLerimLe...

Merdiven ( Yukarıya çıkalım aşağıya inelim ) Şarkısı Nota Akor Eşlik Melodika Blok Flüt

Yukarıya çıkalım aşağıya inelim -2- Azıcık dinlenip bir daha deneyelim -2-  ------------ Yukarısı LA olsun aşağısı RE olsun -2- Şimdi de seslerin hepsine bir ad olsun -2- -------- Re mi fa sol la la laa / la sol fa mi re re ree -2- La la sol mi fa sol / la sol fa mi re re ree - 2- 
Söz-Beste : Erdoğan OKYAY Eşlik: Yusuf BİŞGEN
Şarkının eşliğini BURADAN indirebilirsiniz