23 Ocak 2011

Ecel şerbetini içti…!

Topkapı Sarayı, Enderun ( iç saray) ve Birun (dış saray)dan oluşurdu. Harem, Enderun'a, Balıkhane ise Birun'a aitti. Balıkhane, balık tutulan yer değildi ve Topkapı'daki Matbah-ı Amire'de asla balıklı menü olmamıştır. İsteyenler elbette balık tutup yemişlerdir amma Hünkâr mutfağı balık pişirmemiştir. Balıkhane, mahkumların geçici barınağı idi. Mahkum, hücresinde oturup padişahın kendisi hakkındaki hükmünü beklerdi. Sultanın kararı tahliye ise mahkuma saydam beyaz bir bardak şerbet, yok eğer infaz ise kırmızı renkli şerbet verilirdi.

sakaogluBugün Türkçe'deki, "Ecel şerbetini içti" deyimi işte bu eylemden gelir. Aslında kırmızı renkli şerbeti beklediği halde, kendisine verilen beyaz renkli sıvı önüne getirilene kadar korkudan erkekliğini kaybeden mahkumları Sakaoğlu'nun kitabında okuyabilirsiniz.

"Topkapı: Saray Şehir" - Prof. Necdet Sakaoğlu

 

 

Örneğin:

Vara vara vardım ol kara taşa
Hasret ettin beni kavim kardaşa
Sebep ne gözden akan kanlı yaşa
Bir ayrılık bir yoksulluk bir ölüm
Nice sultanları tahttan indirdi
Nicesinin gül benzini soldurdu
Nicelerin gelmez yola gönderdi
Bir ayrılık bir yoksulluk bir ölüm
Karac'oğlan der ki kondum göçülmez
Acıdır ecel şerbeti içilmez
Üç derdim var birbirinden seçilmez
Bir ayrılık bir yoksulluk bir ölüm

(Karacaoğlan)

Hiç yorum yok: