19 Şubat 2009

hiphop aLtın top !!! / rap / rep diye rep rep !!!

15 şubat 2009 tarihinde radikal iki’de ORHAN TEKELİOĞLU’nun “Ayara ayar, hiç olmuyor Rapstar!” başlığıyLa yazdığı harika bir yazı vardı ve sizLerLe de payLaşmayı uygun gördüm. Buyurmaz mısınız?

Global müzikler her daim bu ülkeyi ziyaret etmiş, ama ancak "yerlileşebilenleri" memlekete yerleşebilmiştir. Akla hemen 30'lu yıllarda önce dünyayı, sonra da ülkemizi saran tango geliyor, bu büyük aşk ve dramlar müziği, Türkçe söylendiğinde hızla "yumuşamış", deyim yerindeyse, "şeker şerbet" aşkî tangolara dönüşmüştür. Nostaljik bir tadı da kalsa, hem dünyada hem de Türkiye'de tangodan popüler bir müzik türü olarak artık söz edemeyiz. Her kültür meşrebince global olanı benimser, kendine dönüştürür, miadı dolunca da terk eder. Türkiye'de global müziğin iki "asi" türü (rock ve rap) halen dolaşımda. Türkçe rock'ın tarihi yıllar önce başladı, zaman içinde yolu türküyle (Anadolu rock) ve arabeskle (başta Erkin Baba ve son zamanlarda örneğin, Duman ya da Hayko) kesişti ve artık yerleşik bir müzik türü olarak tescillendi. Türkçe rap'in öyküsü ise çok daha yeni ve müzisyenleri ve dinleyicileri düşünüldüğünde çok daha ilginç.
Müzikologlar rap müziğin kökeni konusunda genellikle 60'lı yıllarda ülkenin taşrasında plak promosyonu yapan Jamaikalı DJ'lere gönderme yaparlar ama, bildiğimiz anlamdaki rap bir Amerikan getto müziğidir ve dansı, grafitisi, kılık kıyafetiyle hiphop kültürün olmazsa olmaz sacayaklarından biridir. Amerika'nın birbirinden fiziksel olarak ayrık, ruhen parçalanmış şehir mekânında, siyah, Latino ve beyaz yoksul gençlerinin gettodaki dertlerini ve sisteme olan itirazlarını ritmik bir müzik (funk, blues ve soul karışımı) üzerinden "söyleyerek" ifade etmesi müzikologların da ilgisini çekti. Rap, rock gibi sisteme tamamıyla teslim olmadı isyankâr ruhunu kaybederek ticarileşmedi. Yine de rap müzik sütten çıkmış ak kaşık değil, özellikle gangsta formunda çete savaşlarına bulaşmış, maçolaşmış, anlamsız ölçüde kişiselleşmiştir.
Neyse, bizim açımızdan ilginç olan, bu müziğin globalleşmesi ve özellikle Almanya gettosundaki Türk gençleriyle karşılaşmasıdır. Kültürel ayrımcılığın hiçbir zaman yok olmadığı Alman kültürel genetiğinde rap toplumun marjinindeki gençler tarafından heyecanla benimsendi ve yabancı kökenli gençler tarafından da "söylenmeye" başlandı. Bazıları tam, bazıları ise melez bir Almanca (kanak rap) ile dertlerini ifade ederken, Türk gençleri de bu işe öncülük etti, Türkiye'den getirdikleri anlatı/öyküleme biçimlerini, Türk müziğinden aldıkları örneklerle (sample) miksledi ve gerçekten çok özgün bir rap oluşturdu. Türkiye'de dinlenen rap'in ilk taşıyıcıları genellikle "Almancı" gençler olmuşsa da, bu isyankâr müzik Türkiye metropolünün çeperlerinde kolayca kök saldı, kendine özgü rapper'ları, DJ'leri, sadık ve oldukça genç dinleyicisi ile Türkiye müzik evrenine yerleşti. Türkiye rap müziği de bir tür pop olmasına rağmen, aynen ABD'de ve Almanyada, olduğu gibi, yaygın bir müzik türü değil, bir altkültür müziği. Örneğin, arabeskten etkilense de, asla arabesk gibi genel popüler müzik kategorisinde bir müzik türü olarak değerlendirilemez. Aksine bu müzik, şehrin çeperine, varoş dünyasına ışık tutar; ilk gençliğini yaşayanın, yoksul ve gücü az olanın, örneğin oto sanayideki çırağın, ailesi parçalanmışın, hayat kavgasına erken atılmak zorunda kalmışın sesi olur. Bu insanlar sadece rap dinlemez, arabesk de dinler, metal de. Rap, özünde haysiyetlidir, direngendir, sistemi sorgular, elinden geldiğince kafa tutar ve aslında ne ele avuca gelir ne de Beyaz Türk'ün gönlüne sığar. Hataları yok mudur? Çoktur, ama yine de ruhen gençtir, acemi bir isyankârdır ve bu nedenle, hata kaldırır. Dinlenemez bir müzik midir? Alışkın olmayan kulağı tırmalayacağı ortadadır, aşağılamadan dinlemeyene kim ne diyebilir ki zaten? Ama ustalarınca ciddiyetle yapılan ve ciddiyetle dinlenmeyi her zaman hak eden gençler dünyasının müzikal bir dışavurumudur.
Küfürsüz
Gelin görün ki, alttan alta şehrin varoşlarında yayılan ve sosyolojik doğasından ötürü marjinal kalması gereken bu altkültür müziğine şu sıralar "pop müzik" muamelesi yapılmaya çalışılıyor. "Popstar" benzeri bir yarışma ("Rapstar") düzenlemenin, rap müzik ve dinleyicisi için ne denli imkansız bir düşünce olduğunu programı izleyince kolayca görüyoruz. Dünyaya "ayar vermeye" çalışan, haksızlıklarla cebelleşen bir müziğe program boyunca sürekli ayar veriliyor. Pop müzikle hızla "ruh kardeşliğine" girsin diye "yarışmacı koçları" (bayılıyorum bu lafa) tarafından önce bir pop ya da arabesk şarkısı söyleniyor ve bunun üstüne "rap" yapılsın isteniyor. Ve tabii ki olmuyor, iki müzikal dünya ortadan yarılmış gibi kalakalıyor. Rap'in altyapısında kullanılan ve diğer müziklerden alınan parçalar (sample) dinleyici tarafından asla "ekli" gibi algılanmaz, müzikal yapıya içkindir, sırıtmaz. Ayrıca yarışmada, rap'in canı kanı olan metinler klişeleşiyor, rap'in baharatı olan argo kulanılamıyor, aynen Hakkı Bulut'un TRT için yaptığı "acısız arabesk" gibi, "küfürsüz" bir rap ortaya çıkıyor.
Çocukların pusulası iyice şaşırmış durumda zaten, Fuat ve Ceza sürekli "ayar" veriyorlar, yarışmacıların hevesini iğdiş ediyorlar. Hele bir de programın "Bembeyaz Türk" bir sunucusu var, pek sinirli, o da önüne gelene "ayar" veriyor, programın sunucusu mu, moderatörü mü, sahibi mi hiç belli değil. Ayar ayar üstüne, sonunda otoriter kişilik bozukluğu tüm ihtişamıyla ortaya çıkıyor. Kameranın önünde gaza gelen, jüri üyelerine verip veriştiren rapper, canlı yayında özürler saçmaya başlıyor, Fuat abisinden, Ceza abisinden aman diliyor. Önce iktidar kurmaya çalışıyor, beceremiyor ve anında iktidara biat ediyor. Çok tanıdık, değil mi? "Abiler" de bir başka âlem zaten, Wikipedia'nın İngilizce versiyonunda, Ceza'nın Kıraç'tan nasıl özür dilediği güzelce anlatılıyor, ilgili YouTube sayfasına göndermede bulunuluyor. Gerek Fuat, gerekse Ceza, iki kelimede bir ailenin kutsallığından, büyüklere saygıdan söz edip duruyorlar. Alın size, en tutucusundan bir kültürel değerler dünyası. Peki neye isyanda bu zatı muhteremler? Bu nedenle mi jüri koltuğuna oturmuş, ayar üstüne ayar veriyor, çocuklara fırça atıp otosansür yüzünden klişelerle dolu olarak yazılmak zorunda kalan metinleri eleştiriyorlar? Bu program rap'e falan hizmet etmiyor; rap, "rapstar" kaldırmıyor...

ORHAN TEKELİOĞLU

Rap-Lik / rep-Lik / rep-Link

ben yazıya değer katacağına inandığım bir de görsel materyal ekliyorum izninizle…

karşınızda cem karaca – Rap Rap

Hiç yorum yok: