13 Eylül 2008

İlköğretim Okullarında Müzik Eğitimi /F. Birgül ÖZSOY

F. Birgül ÖZSOY
Bahar İlköğretim Okulu Öğretmeni

İlköğretim okullarında, diğer alanların eğitiminin yanı sıra müzik dersleri de üzerinde önemle durulması gereken ve müfredatın temel unsurlarından birisidir. Günümüzde güzel sanatlar ve müzik eğitimi hak ettiği yere ulaşamamış olduğundan, bu dersin genel eğitim içindeki yeri zaman zaman göz ardı edilmektedir.

Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşu ile daha modern bir eğitim öğretim düzeni, sistemi ve programı kazanmakla birlikte, müzik eğitiminin kültürümüzde çok gerilere dayanan zengin ve engin bir tarihi vardır. Türklerin daha Orta Asya bozkırlarında ortaya çıktıkları bilinen en eski tarihlerinde müziğe ve toplumdaki etkisine ilişkin belgeleri ortaya koyan, bir çok araştırma vardır. Bu araştırmalar göstermiştir ki toplumumuzun kültür hayatında müzik her dönemde önemli yerler edinmiştir. Geçmişte olduğu gibi bugün de müzik, bireylerin vazgeçemedikleri zevkleri arasındadır. Her ne kadar eğitimde ikincil bir görev üstlenmiş gibi yanlı algılamalar olsa da sokaktaki insandan, entelektüeline herkes “Neremi, neremi” şarkısı hakkında bir görüş öne sürmüştür. Bu da müziğin ve müzik eğitiminin toplumumuzla ne kadar bütünlük gösterdiğinin bir kanıtı olmaktadır.

resim2 Toplumun ayrılmaz bir parçası olduğu kuşku götürmeyen müzik, toplumu oluşturan bireylerin eğitiminde de yadsınamaz bir öneme sahiptir. Bu, bugün için ülkemizde, bakanlar, bürokratlar, müfettişler, okul yöneticileri, öğretmenler, veliler ve öğrenciler tarafından iyi algılanmamış olabilir. Ama bilimsel veriler, gelişmiş ülkelerde müzik ve eğitimine ayrılan bütçe ve mekânlara verilen öncelik, konunun önemini göstermektedir. Örneğin, Amerika Birleşik Devletleri’nde tüm eyaletlerde müzik eğitimi kendisine ayrılan geniş mekânlarda -ki bu mekânlar okulun yaklaşık üçte birini kapsamaktadır- gerek yerel gerekse evrensel çeşitlilikle hazırlanmış programlarla sürdürülmektedir. Hemen her öğrenci müziğin bir dalında performansını sergileyebilmektedir. Kuşkusuz ABD başkanlarının bir enstrümanı rahatlıkla çalarak müzik icra etmesi bir tesadüf olmasa gerek. Bunu sağlamak için gerekli bilinç, en üst düzey yöneticilerden, öğretmen, veli ve öğrencilere kadar her kesimde tartışma götürmez bir şekilde oluşmuştur. Böyle bir inanç bu ülkede, sistemli, ciddiye alınan ve buna bağlı olarak maddî kaynakları yaratılmış, mekânları inşa edilmiş ve her öğrenciyi müziğe yönlendiren, onunla eğiten bir ilköğretim yapılanmasını beraberinde getirmiştir.

Türkiye’de müzik eğitiminde bir yere gelinmiştir. Ancak diğer ülkelerle kıyaslanınca bunun yetersiz olduğu görülür. Ülkemizde ilköğretim okullarında müzik eğitiminde karşılaşılan bazı sorunlar ve çözüm yolları yazımızın ilerleyen bölümlerini oluşturacaktır.

Müzik Eğitiminde Karşılaşılan Sorunlar

İlköğretim okullarında verilen müzik eğitiminde, okuldan okula, yöreden yöreye değişen, çok çeşitli güçlükler bulunmaktadır. Yazımızda herhangi bir müzik öğretmeninin karşılaştığı veya genç bir öğretmen adayının karşılaşabileceği genel sorunlara değineceğiz.

a) Müzik ve Resim gibi Sanat Derslerinin Önemsenmeyişi: Yukarıda da bir parça değinildiği gibi, güzel sanatlara yönelik dersler ilköğretim okullarında fen, matematik gibi dersler ile aynı önemde görülmemektedir. Bunun nedenleri çok çeşitlidir. Ancak, ilköğretim okullarında başta okul yöneticileri, diğer alan ve sınıf öğretmenleri ile öğrenci velilerinin bilinçsizliği temel nedeni oluşturmaktadır. Özellikle sınıf öğretmenleri müzik ve resim alanında yeterli olamadıklarından ilk üç senede öğrencilerini bu derslerde yeterince bilgilendirip etkili uygulama yaptıramamaktadırlar. Halbuki eski öğretmen okullarında müzik, resim ve beden eğitimi dersleri oldukça önemli, verilmesi zor dersler arasında idi. Bugün çocuk psikologları ve eğitimciler ilk beş yılda verilen eğitimde bu derslerin hakkıyla yapılmasının önemini sıklıkla vurgulamakta, çocuğun ruh ve beden sağlığına katkısını belirtmektedirler. Velilerin tutum ve davranışları sonucu öğrenciler bu dersleri ikinci plâna atarak önemsememektedirler. Gerek meslektaşlarımız ve müfettişlerin, gerekse veli ve öğrencilerin yanıldıkları bir konu var ki burada mutlaka değinilmesi gereklidir. Sanat derslerinin birer “yetenek dersi” olduğu inancı. Bu yanlış inançla çocuklar olumsuz yönde etkilenmektedir. Buna dayanarak veliler çocuklarının yeteneksizliğini iddia etmektedirler. Halbuki her çocukta yetenek vardır. Ancak Amerikalı psikolog ve eğitimci Howard Gardner’in de belirttiği gibi farklı zekâ alanlarından birkaçı baskın olabilir. Aslında, çocuğun müzik yeteneğinin ortaya çıkarılması ve geliştirilmesi bu dersin amaçlarından sadece bir tanesidir. Öğrencinin topluma kazandırılması, estetik beğeni düzeyinin geliştirilmesi, nitelikli müzik dinleyicisi olması, nazik ve duyarlı insan olması, sanat ve sanatçıya saygılı, kültürel değerlere sahip çıkan ve geliştiren bireyler olarak yetiştirilmesi gibi müzik eğitimin çok çeşitli amaçları vardır.

b)Okul Yöneticilerinin İlgisizliği: Diğer derslere oranla daha çok masraf gerektiren, daha fazla donanıma ihtiyaç duyulan, özel derslikler isteyen müzik eğitimi, bu anlamda ilköğretim okullarının çoğunda bilinçli ya da bilinçsiz bir biçimde ihmal edilmektedir. Vurdumduymaz ve bilinçsiz yöneticileri bulunan okullarda, okulun gelirlerinden -ki başta öğrencilerden toplanan kayıt paraları gelir- çok azı müzik eğitimine yönelik ihtiyaç ve etkinlikler için harcanır. Ne tuhaftır ki bir okulu özel günlerde en iyi tanıtan etkinliklerin başında ise bu “ıvır-zıvır dersler” denilen sanat dersleri gelir. Halbuki, özel okullar kendilerini tanıtan broşürlerine hep bu etkinliklerden söz eden metinler ve onları gösteren fotoğraflar koyarlar. Bunun anlamı çağdaş eğitimde müzik dersinin ne derece önemli olduğunun vurgulanmasıdır. Okul yöneticileri okullarını tanıtmak istiyorlarsa, genel eğitim kalitesini yükseltmek istiyorlarsa müzik derslerine ve öğretmenlerine ciddî anlamda sahip çıkmalıdırlar.

c) Ders Saatlerinin Yetersizliği ve Öğretim Programı: Haftada 40 dakikalık bir derste çağdaş bir müzik eğitimi ne derecede verilir, bunu herkesin enine boyuna düşünmesi ve tartışması gerekir. Ardıllık gösteren konuların her hafta sadece bir ders saatinde verilmesi mümkün değildir. Ortalama haftada 20 saat derse giren bir müzik öğretmeni, aslında 20 sınıfa derse giriyor demektir. Kalabalık sınıflarda disiplin sorununun gittikçe arttığı eğitim sistemimizde, haftada 40 dakikada öğretmen ve öğrenciler derse konsantre olamamaktadırlar. Öyle ki, dersin ilk 7-10 dakikası ya disiplini sağlayarak yeni konuyu tanıtmak, ya da geçen haftada işleneni hatırlatmakla; 20 dakikası konu işlenişiyle, son 10 dakikası da konunun toparlanması, dersin değerlendirilmesi ve bir sonraki hafta ne yapılacağının öğrencilere sıkı sıkı tembih edilmesiyle geçmektedir. Hele bir de müzik dersliği olmayan bir okul ise öğretmenin vay haline. Bu sorunu ne biz öğretmenler, ne okul yöneticileri çözebiliriz. Çözüm Bakanlıkta, yani Talim ve Terbiye Kurulunda yatmaktadır. Diğer bir konu ise ilk beş yılda müzik alan öğretmenlerinin derslere girememeleri sonucu, müfredat programının sınıf öğretmenlerince gereği gibi uygulanmamasının yarattığı sorunlardır. Kimi okullarda müzik öğretmeni 4 ve 5 nci sınıflara girmektedir. Çoğunda ise böyle bir durum söz konusu değildir. Durum böyle olunca, 3 ncü ya da 6 ncı sınıfa gelen öğrenciye, geldiği sınıfın ders öğretim programı konularını işlemek mümkün olmamaktadır. Çünkü öğrenci düzey olarak oldukça düşük durumdadır. Müzik dersinin doğası gereği, bir alt sınıfın konuları iyi ve tam öğretilip bilgi ve deneyim oluşturulmadan yeni sınıfın konularını işlemek mümkün değildir. Bu durumda öğretmen düzeyi aşağı çekmek zorunda kalmaktadır. Böyle bir uygulama ise öğretmenle müfettişi karşı karşıya getirmektedir.

d) Fizikî Koşulların ve Alt Yapının Yetersizliği: Sekiz yıllık zorunlu eğitim kanunuyla ilkokullarla ortaokullar hem kadro olarak, hem de fiziken birleştirilmiştir. Ancak bu birleşme var olan altyapı sorunlarını daha da artırmıştır. Bunun en çok görüldüğü yerler müzik, resim ve beden eğitimi derslerinin yapıldığı mekânlardır. Maalesef ilköğretim okullarının çoğunda müzik dersinin işlenebileceği özel sınıflar bulunmamaktadır. Bulunanlarda da altyapı ve donanım eksikliği vardır. Örneğin, müfredat gereği işlenecek konularda ağırlık piyanoya, org ve ritim çalgılarına verilmiştir. Bunun anlamı her ilköğretim okulunda bu çalgıların mutlaka bulunmasıdır. Ayrıca bir CD ve kasetçalar, törenlerde kullanılmak üzere ses düzeni, sınıfta dizekli tahta gibi gerekli asgari malzemeler çok az okulda bulunmaktadır. Bu sayılanlara sahip müzik dersliği, bu derslikte öğrencilerin rahatlıkla oturabileceği masalara sahip okul sayısı ne kadardır acaba?

Sorunlar Nasıl Çözülür, Neler Yapılabilir?

Öncelikli olarak müzik derslerinin önemi konusunda herkesin üzerine düşeni yapması gerekir. Branş öğretmenleri, derslerinin gerekliliği konusunda tereddüt göstermeyecek şekilde, daha fakülte yıllarında gerekli bilgilerle donatılmalı ve bilinçlendirilmelidir. Öğretmenler bununla yetinmeyip kendilerini geliştirmelidir. Bunu sağlayacak kurumsal organizasyonlara gidilmelidir. Örneğin, Bakanlık destekli, aynı odalar birliği gibi sadece meslekî etkinlikler gösterecek bir Müzik Eğitimcileri Meslek Birliği oluşturulabilir. Bu birlik sayesinde öğretmenler birbirleriyle bağ kurar ve haberleşirler. Çıkarılacak bülten ve dergilerle müzik ve müzik eğitimindeki çağdaş gelişmelerden öğretmenler haberdar olurlar. Düzenlenecek bilimsel toplantılarda sorunlar tartışılır, çözümler üretilir. Güzel ve yararlı meslekî deneyimler paylaşılır.

Okul yöneticileri, müfettişler ve velilerin müzik eğitiminin gerekliliği konusunda bilgilendirilmelerine önem ve öncelik verilmelidir. Aksi takdirde müzik öğretmenlerine ödenen ücretlerden okulların ve öğrenci velilerinin yaptıkları harcamalar kadar hiç de küçümsenmeyecek boyutlarda olan bir kaynak bugün olduğu gibi heba edilmiş olacaktır. Öte yandan bu dersleri veren sınıf öğretmenleri ilk beş yıl için hazırlanmış öğretim programını uygulayabilecek düzeye ulaştırılmalıdır. Bu, hizmet içi kurslarla ya da üniversitelerle iş birliği yapılarak olabilir. Eğer bu başarılamaz ise birinci sınıftan itibaren alan öğretmenleri müzik derslerine girmelidir. Müzik öğretmenleri de kendilerini yeni bilgilere açmalı, araştırıcı olmalıdırlar.

Zorunlu eğitimin sekiz yıla çıkarılmasıyla yeni okullar yaptırılması gerekmektedir. Bu okullarda proje ve inşaatın gerçekleştirilmesi aşamalarında müzik dersliklerine ve gerekli donanıma yer verilmelidir. Eğitim ve öğretime devam edilen okullarda ise müzik dersleri için mutlaka özel derslikler hazırlanmalı, belli başlı okul çalgıları alınmalıdır.

Okul etkinlikleri için müzik öğretmenleri ve öğrenciler, kolaylıklar sağlanarak özendirilmelidir. Okullarda geleneksel ve çağdaş müzikler icra eden küçük müzik grupları oluşturulmalı, bandolar yeniden kurulmalıdır. Okul aile birliklerine işlerlik ve etkinlik kazandırılmalı ve müzik eğitimine katkı yapmaları sağlanmalıdır. Birlikler okulun görev ve sorumluluklarına ortak edilmelidir.

Parasal kaynakları sınırlı olan ilköğretim okullarının bütçeleri velilerden toplanacak paralara mahkûm edilmemelidir. Bu bir anlamda, genel bütçeden millî eğitime ayrılacak payın oranıyla doğrudan ilgilidir. Bu nedenle Bakanlık bütçesi artırılmalıdır.

Tüm bunların yakın bir gelecekte gerçekleşeceğine olan inancımız sürmektedir. Müzik eğitimine gönül veren biz öğretmenler konuyla ilgili her türlü çalışma ve özveriye dün olduğu gibi bugün de hazır olduğumuzu belirtmek isteriz.

aLıntı
bu güzeL yazıyı habeR veRen nüaNs öĞRetmenime sevgiLerimLe :)

Hiç yorum yok: