26 Ağustos 2008

Prof. CEMALETTİN GÖBELEZ

1948 yılında Uşak'ta doğdum. Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü Müzik bölümüne girdim. İspanyol Hükümeti'nin kültür bursunu kazanarak İspanya'nın Barselona kentindeki Yüksek Müzik Konservatuarın'da üç yıl keman-keman oda müziği ve orkestra eğitimi gördüm. 1969 yılında İspanya'nın Santiago de Compostela kentinde düzenlenen uluslararası kursa katılarak keman ve oda müziği diploması aldım. Barselona'daki "Estela Senfoni Orkestrası"nda Mozart'ın La Major keman konçertosunu solist olarak yorumladım. 1971 yılında M.E.B. tarafından Istanbul Eğitim Enstitüsü Müzik Bölümüne Keman öğretmeni olarak atandım. Bu kurumda bölüm başkanlığı, orkestra şefliği görevlerinde, TRT Çocuk ve Gençlik Müziği Özel Danışma Kurulu Üyeliği, Eurovizyon Seçici Kurulu Üyeliği ve M.Ü.Atatürk Eğitim Fakültesi Müzik Eğitimi Bölümü Çalgı Eğitimi Ana Sanat Dalı Başkanlığı görevinde bulundum. 1986 yılında İspanya'daki Uluslararası Keman Kursuna ikinci kez katıldım. Çok sayıda konser konferans ve televizyon programları vb. etkinliklerde bulundum.
1987-88 yılında doçentlik ve 1999 yılında Profesörlük ünvanı aldım. Eserlerim "Çalgılar Dünasında Keman" kitabı, bir çok halk müziği orkestrasyon düzenlemeleri, "Keman için repertuar" kitapları, " Çalgılar Bilimi " adlı basıma hazır bir kitabım var. Halen M.Ü. Atatürk Eğitim Fakültesi Müzik Eğitimi bölümünde öğretim üyesi olarak görevimi sürdürmekteyim.

Kaç yaşında ve nasıl keman çalmaya başladınız ?
13 yaşında mandolin ile başladım. Arkadaşım keman dersi alıyordu onun dersinin olduğu günün akşamı biraraya gelirdik, öğrendiklerini bana da gösterip öğretirdi ama ciddi anlamda 14 yaşımda keman çalmaya geçtim. Okulumuza keman öğretmeni gelmişti, Mehmet KUTLUK ile keman çalışmalarına başladım.

Müziğin sizin için ifadesi nedir ? 
Müzik benim yaşam biçimim. Elime kemanımı aldığım zaman "Bu beni ifade eden tek şey" diyorum. Ancak yaşam öyle değil. Gerçekten ulaşılması gereken yerlere şartlardan dolayı varamayınca insan, yaşam telaşı içinde kayboluyor. Biz depremlerin; ekonomik, siyasi, fiziki depremlerin ülkesindeyiz bunlardan dolayı hak edilen esas başarıya varmak çok zorlaşıyor. Herkes varolmak istiyor ama bunun için harcananlara bakmalı ve harcananların da değerli olduğunu unutmamalı. Avrupa'dan konservatuardan gelince ben sadece müzik içindim. Ancak Türkiye' de müzik sadece benim için değildi, bunu paylaşmalıydım. Keman öğretmeliydim, müzik bilgimi paylaşmalıydım. Senfoni orkestrası üyeliğini kazandığım halde bu düşüncem daha ağır bastı. Bu kararımla ülkeme daha yararlı oldum çünkü gerçekten ülkemin eğitimle kalkınacağını, Atatürk'ün yolunda ilerleyerek bir yerlere varılabileceğini düşünüyorum.

Öğrencilik zamanlarınızda çalışmalarınızı nasıl yapardınız? Yararını çokça gördüğünüz özel yöntemleriniz var mı?
Öğrenciyken çok ve düzenli çalışırdım. Hâlâ da öyle. Bende tatil kavramı yoktur, beynimde sürekli çalışmam gereken yeni şeyler oluyor. Zaman çok çabuk geçiyor ama yapmam gereken çok ama çok iş var. Öğrencilik dönemimde, İspanya'ya gitmeden önceki o zaman sadece müziğe odaklanmıştım, kafamda sadece notalar vardı. Bir yıl içinde tenefüs zamanlarının ne kadar olduğunu toplamıştım ve bütün bu süreyi etüd için kullanmıştım. İspanya'dayken de aynı uygulamayı yaptım. Özel yol olarak, Leopold AUER'in dediği ilkeyi uygulamayı çok isterim çünkü O, "Kemanı önce yavaş çalışınız. Daha sonra daha yavaş çalışınız. En sonunda en yavaş çalışınız." demiş. "Peki ne zaman hızlı çalacağız?" diye sormuşlar. "Konserde!" demiş.

Bestelerinizi yaparken nelerden etkileniyorsunuz?
İnsanların beyninde çokça sözcük vardır. Nasıl şairler çekip çıkarıyorsa o uygun sözcükleri, kafayı biraz zorlamak lâzım. Bir şey bir yerlerden çeker. İlham diye bir şey yok. Zorlayıp, uğraşmak gerek

“Hep Birlikte Müzik-I" konser kitapçığı röportajlarından

Hiç yorum yok: