13 Ekim 2007

Çingene'nin Şarkısı


Boğaziçi Üniversitesi Oyuncuları (BÜO) ve Boğaziçi Üniversitesi Folklor Kulübü (BÜFK) 2006 bahar döneminde ortak bir projeyle; "Çingene'nin Şarkısı" adlı müzikli oyunla seyirci karşısına çıkıyor.

İki sanat kulübünün Kilyos Sarıtepe Kampüsü'nde yaptıkları eğitim çalışmalarının bir sonucu olarak tasarlanan "Çingene'nin Şarkısı", bir reprodüksiyon olarak ele alınmıştır. Bu doğrultuda BÜO'nun bir Lorca kolajını yeniden sahnelemek için yürüttüğü masa başı ve sahne üstü çalışmalar ile BÜFK Müzik Birimi'nde yürütülen Flamenko arka plan ve icra çalışmaları birleştirilmiştir. Oldukça geniş ve yeni katılımcıların ağırlıkta olduğu bir kadroyla çıkarılan bu prodüksiyon, gerek oyuncu gerekse müzisyen kadro açısından zorlayıcı ve geliştirici bir nitelik taşımaktadır. Çünkü söz konusu olan "müzikli oyun" olunca; oyunculuk ve müzik icralarının yanında, sahnede tiyatro-müzik ilişkisi çerçevesinde hareket etmek ve ortak bir dramaturjiyi farklı araçlarla - müzik ve tiyatro - iletebilmek gibi öncelikler de ortaya çıkmıştır. Önümüzdeki senelerde Güney Kampüs ve Kilyos Kampüs gibi iki ayrı çalışma bölgesinde tiyatro ve müzik etkinliğinin sürdürülmesi ve kulüplerin geleceğini sırtlayacak bir kadro oluşumunun sağlana bilmesi açısından "Çingene'nin Şarkısı" prodüksiyonu önemli bir sınav olarak düşünülebilir.

"Çingene'nin Şarkısı, Lorca'nın "Bernarda Alba'nın Evi" oyunundaki bazı karakterlerin ve mekânın temel alındığı, bu malzemelerin "Kanlı Düğün", "Eskicinin Tazesi" gibi oyunlardaki belli öğelerle takviye edildiği ve "Don Cristobita ile Dona Rosita'nın Acıklı Güldürüsü" adlı kukla oyununun da yan öykü olarak yer aldığı bir yapıyı barındırmaktadır. Lorca'nın oyunları baskıcı-gelenekçi anlayışın gözle görülür bir şekilde eleştirildiği oyunlardır. Ancak Lorca, eleştiriye tabi tuttuğu bu değerlerin karşısına alternatif olarak modernleşmeyi koymaz. Yazar her iki seküler anlayışa da mesafeli yaklaşır.

Lorca'nin böyle bir dramaturjik altyapıya oturttuğu oyunlarında işlediği ve olumladığı temel değer ise gelenekçilik ve rasyonellik arasında kıstırılmasına rağmen var olmakta ısrar eden, bunun için akıl almaz zorlukları göze alan düşselliktir. Bernarda Alba'nın matem evi, Kanlı Düğün ve Don Perlimplin'de, belirgin bir biçimde radikal bir romantizmin hâkim olduğunu, lirik öğelerin tüm oyunlarını biçimlendirdiğini söyleyebiliriz. Sonunda kahramanların ölümüne sebep olsa bile… "Çingene'nin Şarkısı"nda da, Lorca'da var olan, üstte belirttiğimiz çatışma başta olmak üzere birtakım ortak öğelerin bir araya getirilmesi hedeflenmiştir.

Federico Garcia LORCA'ya dair…

Ünlü İspanyol şair, müzisyen, ressam ve oyun yazarı Federico Garcia Lorca, 1898 yılında ileride sanatını çokça etkileyecek bir şehir olan Granada'ya yakın bir kasabada dünyaya geldi. Dadısından dinlediği geleneksel İspanyol baladları ve çingene hikâyeleri ile büyüdü. Daha çocuk yaşlarda satın aldığı bir kukla tiyatrosu, yazarın tiyatroyla ilk tanışması oldu. Ailenin Granada'ya taşınmasıyla, Lorca'nın gençlik yılları çingeneler arasında şiirler yazarak ve şarkılar söyleyerek geçti. 1917 yılında ünlü müzisyen Manuel de Falla onu himayesine aldı. O yıllarda, ilk makalelerini yayınladığı "El Centro Artistico" dergisinin editörü Los Rios, genç yazarın, sanat piyasasının kalbi konumundaki Madrid'e gitmesine önayak oldu. Madrid'de karsılaştığı sürrealizm gibi yeni akımlardan esinlenerek kendi tarzını oluşturdu ve gerek oyunları, gerekse şiirleriyle çağdaşlarının "en yaratıcısı, en gelenekseli ve en İspanyol'u" oldu. Kaynaklarını Endülüs'ün 'duende'sinden ve çingenelerinden alan sanatını, 1931 yılında kurduğu "La Barraca" adlı üniversite tiyatro grubuyla İspanya'nın köylerine kadar taşıdı. Ancak onu, iç savaşa sürüklenen İspanya'nın yazgısından şöhretinin büyüklüğü de kurtaramadı. 1936 Ağustosu'nda faşistler tarafından kurşuna dizildiğinde arkasında yüzlerce şiir, onlarca beste ve "Kızkurusu Gül Hanim", "Kanlı Düğün", "Yerma", Bernarda Alba'nın Evi" gibi büyük oyunlar bırakmıştı.

Hiç yorum yok: