05 Ekim 2007

'Engel'lenemeyen Çocuklar

Koca bir metropolün göbeğinde, varlıklarından habersiz yaşadığımız engelli ve kimsesiz çocuklar... Bugünün, yarının yetişkini olacak çocukları onlar. İçlerinde, içimdeki çocuğa kardeşlik yapanları var. Bu çocuklar, ahşap rengi bir tuvale beyaz renkte umut çizmeyi öğretti bana...

Röportaj: Eray Çetinkaya




Zeytinburnu Zihinsel Engelli Çocuklar ve Rehabilitasyon Merkezi hakkında biraz bilgi verebilir misiniz?

2001 yılında 50 kişilik kapasite ile açıldık. Şu an engelli olarak bakıma muhtaç çocuklara kapasite üstü çalışıyoruz. Aile yanında bakılanlar dâhil toplam 75 kayıtlı çocuğumuz var. Bunların 64’ü bilfiil kurumumuzda bakılmakta.

Peki çocuk 18 yaşına geldiğinde bu engelli çocuklar ne oluyor?

Çocuk normal ise ve okuyor ya da çalışıyorsa devlet 18 yaşına gelene kadar bakar. Ancak çocuk engelliyse, bakıcı aile tarafından desteklenmiyorsa, devlet yaşamı boyunca bu çocuğa bakıyor. Bu konuda gittikçe Avrupa Standartlarına doğru yaklaşıyoruz.

Kurumun günlük yaşantısında en çok zorlandığınız konular nedir?

Çok güzel bir soru. Rehabilitasyon merkezlerinin en büyük sorunlarından biri, çocukların hareket alanlarının yetersiz olması. Kimi çocuklar ilerlemiş durumda, kimilerinin yaşı büyük, kimileri eşyalara, kendisine ve en önemlisi diğer çocuklara zarar verebiliyor. Oysa bazıları gayet öğretilebilir düzeyde. Hepsinin bir arada yaşamak zorunda kalması ise ciddi bir sorun. Gelişmekte olan çocuklar kendilerine ait oda istiyorlar. Bizim amacımız, kendilerini ifade edebilen, sosyal ve özgür bireyler yetiştirmek. Bu tür çocukların devlete maliyeti, bir aileye maliyetinden çok fazla. Gerekli yetkiyi ve desteği sağlayıp, toplumu bilinçlendirmeyi arzu ediyoruz. Destek olabilecek herkesin maddi manevi desteğine ihtiyacımız var.

Personelinizi nasıl seçiyorsunuz?

Devletin öngördüğü KPSS sınavına giriliyor. Onun dışında özel hizmet alımıyla gelen personeli biz seçiyoruz. Bu konuda çok seçici olmak durumundayız. Kendini bilen, işe yatkın personel olması önemli. Bu çocuklar özel çocuklar. Bunun bilincinde olmak gerek.

Son zamanlarda basında sıkça karşılaştığımız “sosyal kurumlarda çocuğa karşı şiddet” konusundan siz nasıl etkilendiniz?

Biz kuruluş olarak doğru yoldayız. Çünkü biz bir aileyiz. Sevgi en güçlü bağımız. Medyadaki birtakım söylemler insanların bizlere tepkilerini arttırmadı değil aslında. Ancak medyanın daha objektif olup, reyting uğruna bizleri yaralamadan haber yapmalarını bekliyoruz. Sorumluluklarımız çok ağır ve gün içinde birde bu gibi haberler okudukça motivasyon kaybımız oluyor. Medya’dan, bizlerin yanında durmalarını istiyoruz.

Çocukların mevcut eğitimleri hakkında bünyenizdeki eğitimler yeterli mi?
Her çocuğun kendi kapasitesi doğrultusunda bir zeka düzeyi var. Bir takım testlerle IQ seviyeleri ölçülüyor ve çocuğun o zekâ seviyesi doğrultusunda kendi yeteneğini geliştirebileceği düzeyden eğitime başlıyoruz. Çocukta ilerleme kaydettikçe bir üst basamak eğitimine geçiyoruz. Meslek elemanlarımız (psikolog, fizyoterapist, pedagog, eğitici, öğretmen, doktor, hemşire) bu eğitimin içinde olan elemanlar ve diğer eğitim kurumlarından da destek alarak RAM. (rehberlik ve danışmanlık merkezi) olmak üzere çocukta gelişmeler ilerledikçe, resmi ve özel eğitim kurumlarıyla ortaklaşa çalışmalarımızı yapıyoruz. Çocuklarımız paylaşımı, ihtiyaçlarını karşılamayı, alışveriş yapmayı, sevgiyi, kavramları, sosyalleşmeyi, okuma yazmayı ve meslek edinmeyi öğretiyoruz. Bunun yanı sıra, daha önce de bahsettiğim gibi, bakıma ihtiyaç duyan ileri düzeyde engelli çocuklarımız da var. Bu çocuklarımıza da temel bakım ve sağlık hizmeti vermekteyiz.

Kurum olarak devletten ve vatandaşlardan beklentileriniz nelerdir?

Çocuklarımıza devlet bakıyor. Rüyalarımız gerçek olmaya başladı. Avrupa standartları doğrultusunda çocuğun aile yanında bakılmasına ve aile yanında desteklenmesiyle ilgili birçok yasalar değişti. Tabiî ki bu yasaların oturması süreç almaktadır. Devletin bu konuda daha fazla bütçe ayırması çok önemli. Dernekler aracılığıyla vatandaş yadımları bize ulaşabilir. Yardımseverlerin derneklerle ve kuruluşlarla iş birliği içinde ihtiyaçlara yönelik çocuklar yararına güzel şeyler yapılacağı kanaatindeyim. Çünkü onlar bir denizyıldızı ve her yardımın farkındalar. Bugün Kaşığı, çatalı tutamayan çocuğumuz resim yapmaya, hamurla bir şeyler ortaya koymaya başladı. Kendi kişisel bakımını yapmaya ve bir birey olarak haklarını ve kararlarını almaya başladı. Bu onlar için verilen emek sürecin bir sonucu olarak bu sene sosyal etkinliklerimizi gerçekleştirdik. Konserlerimiz, şenliğimiz, sergimiz oldu. Tabi ki Sosyalleşmeleri için ekonomik desteğe ihtiyacımız oluyor. Bu konuda vatandaşların yardımları çok önemli. Mutluluklarını gözlerinden görebilirsiniz. Çocuklarımız yaptıkları işi sahiplenirken, bizim de onları sahiplenmemiz gerekli.

Bu kadar yoğun bir tempoda kendi motivasyonunuzu nasıl sağlıyorsunuz?

Tabi ki profesyonel olmak gerek ancak devlet memuru mantığıyla yürütülebilecek bir iş değil. Bu, özel hayatımız dâhil, hayatın pek çok alanında ödün vermemiz gerektiği anlamına geliyor. Onların mutluluğunu gözlerinde görmek tüm yorgunluğumuzu unutturuyor. Bazı pozisyonlardaki personelin, hem kurum, hem de kişisel motivasyon sebebiyle değişmesi gerektiği konusunda hem fikirim fakat bu değişim geçişinin sağlıklı yapılması gerekmekte çünkü çocuklar size bağlanıyor.

Okuyucularımıza son olarak ne söylemek istersiniz?
Çocuklarımızı gerçek dünyayla buluşturabilmemiz için, onların varolan potansiyellerini ortaya çıkartmak ve bir birey olarak yaşam haklarını vermek devletin en temel görevlerinden biri olduğunu düşünüyorum. Bunun için devlet ve sivil toplum örgütlerinin işbirliği çok önemli. Ekonomik imkanı, yeteneği ve zamanı olan kişileri bu amacın bir parçası olmasını bekliyoruz. Bu alanda çalışacak personelin çok titizlikle seçilmesi gerektiğini düşünüyorum. Onlar için ne yaparsak yapalım bir tutam sevgiyi esirgemeyelim. Her insanın bir yeteneği vardır ve önemli olan onu ortaya çıkartmaktır.



Öncelikli ihtiyaçları ilgi, sevgi ve şefkat. Sadece maddi destekle vicdanımızı rahatlatırız fakat onların, hayata karşı kırılgan duruşlarında daha fazla desteğe ihtiyaçları var. Hiç değilse ayda bir kez ziyaretlerine gidip, onlarla oyunlar oynayabilir, küçük faaliyetlerine katılıp, el becerilerini arttırabiliriz.

Şimdi kendimizi kandırmadan birkaç dakikalığına onların yerinde olduğumuzu düşünüp, neler hissettiklerini anlamaya çalışalım. Elimizden geldiği kadar onların sevgi kumbaralarını doldurabilir ve hayata daha sıkı tutunup, gelecekte topluma faydalı bireyler olmalarını sağlayabiliriz. Sevgi, içimizdeki en saf duygudur. Onu çocuklarımızdan esirgemeyelim.

Hiç yorum yok: