12 Ekim 2007

Ders kitaplarında toplumsal cinsiyet ayrımcılığına devam

Elif Dumanlı

Matematik dersindeydik. Tahtaya problem yazdım. Problemi çözmek için iki erkek öğrenci parmak kaldırdı. 'Ee, başka kimse yok mu?' diye sordum. Bir erkek öğrenci daha parmağını kaldırdı. 'Haydi kızlar sizlerden de parmak bekliyorum' dedim. Parmak kaldıran erkek öğrencilerden biri, 'Problem çözmek için mantık lazım. Bu erkek işidir' dedi. Gözlerimi fal taşı misali açarak, sözü söyleyen erkek öğrenciye döndüm ve 'Hadi ya!' diyerek başladık erkek-kadın eşitliği üzerine tartışmaya. Tartıştığım çocuklar henüz sekiz yaşındalar. Sekiz yaşında olmalarına rağmen ataerkil toplumun kadın ve erkek için biçtiği bütün rolleri benliklerine kodlamışlar. Tartışmanın bir yerinde, 'Nerden öğreniyorsunuz bunları?' diye sordum. Hazır cevap öğrencilerimden biri, 'Hayat Bilgisi dersinde öğreniyoruz ya' dedi. Evet, Hayat Bilgisi dersinde ailemiz ve yakın çevremizle olan ilişkilerimiz üzerine düşünüyor, sorguluyor ve nasıl davranmamız gerektiği üzerine kafa yoruyoruz. Hayat Bilgisi dersinde kadın-erkek eşitliği konusunda duyarlılık göstermeme rağmen bu tek başına yeterli olmuyor anlaşılan. Çünkü öğrenmede tek etken sadece öğretmen değil. Derste kullanılan materyaller de önemli bir etken. Özellikle de ders kitapları.

Elimde Milli Eğitim Bakanlığı'nın 2007 yılında yayınladığı Hayat Bilgisi ders kitabı var. İçimden, 'Ders kitabına toplumsal cinsiyet açısından bir bak' diyorum. Sadece resimlerine bakmaya karar veriyorum. Bütün resimleri inceleyecek zamanım yok. Rastgele seçtiğim üç sayfanın resimlerine bakacağım. İlk açtığım sayfa 78. Sayfanın başlığı 'Ben Ne Olmalıyım?' 79. sayfada aynı konuya ayrılmış. İkisini birlikte inceliyorum. Sayfanın tam ortasında bir erkek ve bir kız çocuğu var. Kara kara ilerde ne olacaklarını düşüyorlar gibi bir halleri var. Resimlerde çeşitli meslekler tanıtılıyor. Tanıtılan meslekler; doktor, asker, gemi kaptanı, hasta bakıcı, garson, ahçı, temizlikçi, kuru temizlemeci ve marangoz. Asker, gemi kaptanı, garson, temizlikçilerden biri, bir kuruma yemek yaptığı belli olan ahçılardan biri erkek. Doktor, hasta bakıcı, hamur işleriyle uğraşan, temizlik yapan, kuru temizlemecide çalışanlar ise kadın. Bu resimlerden ne çıkartılabilir sizce? Kadınların asıl işi yaşlılara bakmak ve ev işine yakın işler olan temizlikçilik ve mutfak işleridir dersek abartmış mı olurum?

Çeviriyorum ikinci sayfayı. Rastgele seçtiğim ikinci sayfa 30. Başlık, 'Mustafa Kemal'in Okul Sevgisi.' Sayfada dokuz tane küçük kare içinde resimler var. Resimlerin hepsi de okula ait. Resimlerde toplam üç öğretmen var. Üçü de kadın. Bir de müdür var. Ne hikmetse müdürümüz pala bıyıklı bir erkek. Bu sayfadan şöyle bir sonuç çıkartsam art niyetli mi olurum? İdare işi erkeğe aittir, kadın, asli görevi olan çocuk bakıcılığına yakın olan işleri yapsa iyi olur.

Sayfa çevirmeye devam. Rastgele çevirdiğim üçüncü ve son sayfa 82. Başlık, 'Ailelerimiz Farklıdır.' Sayfada üç kare içinde, üç ayrı resim var. Birinci karede geniş bir aile örneği verilmiş. Anne-baba, ikisi kız, ikisi erkek olmak üzere dört çocuk ve tek kişilik koltuklarda oturan nine ve dede. Tamam geniş aile de neden erkekler erkeklerin yanında, kadınlar da kadınların yanında duruyor onu anlamış değilim. İkinci karedeki resimde çekirdek aile var. Anne-baba ve erkek çocuk. Babamız salonda tek kişilik koltuğa kurulmuş. Kitap okuyor. Oğlunun da elinde kitap var. Babasına bir şeyler soruyor gibi. Annemiz ne yapıyor sizce? Fedakar annemiz meyve yıkamış, servis yapıyor. Bu resme yakın resimlere diğer ders kitaplarında da sürekli rastlıyorum. Bir salon, salonda bir tane tek kişilik koltuk oluyor. Rengi ise genellikle kırmızı. Koltuğa sadece babamız oturuyor. Ya televizyon seyrediyor, kumanda kesin elinde, ya gazete ya da kitap okuyor. Erkek çocuğu babanın yanında akıl danışma pozisyonunda. Annemiz ise sofra kuruyor. Yanında da kız çocuğu oluyor. 82. sayfadaki üçüncü resimde anne ve kızı birlikte bulaşık yıkıyor. Annenin yüzündeki ifadeye takılıp kaldım. Yüzünde bir gurur ve mutluluk var ki. İnsanın bulaşık yıkayası geliyor.

Ders kitaplarında toplumsal cinsiyet ayrımcılığını önlemek için birçok şey yapılabilir. Öncelikle yapılması gereken, Tebliğler Dergisi'nde yayınlanan 'Okul Kitaplarında Aranacak Vasıflar'a kadın-erkek eşitliğinin konulmasıdır. Sonrasında hizmetiçi eğitimlerde öğretmenlere yönelik olarak toplumsal cinsiyet derslerinin verilmesi için baskı yapmak olabilir. Tabii bunların dışında alternatif ders kitabı hazırlamak da var.

Hiç yorum yok: