17 Ekim 2007

ARAP MÜZİĞİ FORMLARI

Amel: Genellikle İranlılar tarafından ve XVI.yüzyıl ile XVIII.yüzyıllarda kullanılmış bir Arap Müziği formudur. Bu form “Matla, Cedvel, Savt'ul-Vasat ve Teşyia” adlı bölümlerden oluşur. Giriş kısmı olan “Matla, Beyt-i Duhul “ya da “Tarika” adını alır. Savt-ul Vasat, Meyan görevi yapar ve çift olarak bestelenir. İstenildiği takdirde Savt-ul Vasat'ın kullanılmadığı da olur, ancak teşyianın bulunması zorunlıdur. “Muhammes, Remel veya Hezec” gibi kısa usûllerle bestelenirler. (Murat Bardakçı, Maragalı Abdülkadir, 1986: 93)

Basît: “Sakıyl-i Evvel veya Sakıyl-i Sānî” usûllarinde bestelenen Arapça bir kıt'adan oluşur. “Tarika veya Pişrev” adını alan, sazla çalınan bir giriş kısmından sonra, “Bazgeşt” ya da “Teşyia” denilen bir nakarat ve daha sonra da meyan görevi yapan “Savt'ul Vasat” kısmı gelir. Bazen Savt'ul Vasat'a yer verilmeyebilir. Genellikle “Edvār-ı Sitte” (Altı Devir) şeklinde anılan dizilerden yapılır. (Bardakçı. 1986: 92)

Darbeyn: Aynı anda iki usûl kullanılır ve birinci usûl sağ, ikinci usûl sol elle vurulur. Sağ el 24 zamanlı “Sakıyl-i Remel”'i, sol el ise 16 zamanlı “Sakıyl-i Evvel'i” vurur. “Muttehid” ve “Muhtelif “adlarıyla anılan iki çeşit olan darbeynde, aynı anda dört ika' devri de icrā edilebilir. (Bardakçı. 1986: 93)

Gın'a: "Tegannî etmek, şarkı söylemek" demek olan Gın'a, genellikle "Müzik" anlamında da kullanılmaktadır. Büyük bir olasılıkla güfteleri halk dilinde olan bir şiir söyleminden gelmektedir. Halk şarkılarının makamsal yapısının basitliği nedeniyle genel olarak tek bir makamsal cümle kullanılır. Bu cümle, her beyit ve mısrāda tekrar edilir.

Hevāyî: Bu formu, yalnız erkekler tarafından seslendirilir. Bunlara "Merdomzad" da denir. Belirli bir kuralı yoktur, istenildiği şekilde icrā edilir. (Bardakçı. 1986: 94)

Kulli'd-Durub: Bütün usûllerin ardarda kullanıldığı bir formdur. "Tarik" adı verilen bir saz girişi ile onun ardından nakaratı teşkil eden olan Teşyia gelir. Eser, tüm ika' devirlerinin peşpeşe kullanılması ve karara gidilirken, tekrar başlangıçtaki devire dönülmesiyle tamamlanır. (Bardakçı. 1986: 92)

Kulli'n-Nagam: Bu formun iki biçimde olur; 1) 6 Āvāze ve 24 Şûbenin tamamı, bir kıt'a içerisinde kullanılır. İstenildiği takdirde Terkîb'lere de yer verilebilir ve böylece eser 91 diziyi birden ihtivā eder. 2) Yine bir kıt'a içerisinde, oktavı meydana getiren 17 sesin tamamında dolaşır. Ancak bu iş yapılırken “Mütenāfir” yāni “Uyumsuz Ezgiler” meydana getirmemeye dikkat edilmesi gerekir. (Bardakçı. 1986: 93)

Kulli'd Durub ve Nagam: Aynı eser içerisinde, hem “Kulli'd-durub” ve hem de “Kulli'n-nagam” formlarının birlikte kullanılmasından oluşan bileşik bir formdur. (Bardakçı. 1986: 92)

Longa: Balkan Müzik Kültürü'nden gelen bu müzik formu, Osmanlılar'dan Araplar'a geçmiştir. Kolay bir ritimde bestelenmiş sürükleyici bir ezgiden meydana gelir. Arap Fasılları'nın sonunda yer alır.

Maval: Arap Müziği'nin eski dönemlerinden bugüne ulaşmış bir uzun hava türüdür. Günümüzde Arap Müziği'nin vazgeçilmez bir parçasıdır. Terennüm içeren bu form, belli bir usûlde başlar ve değişik usûllerle devam eder. En fazla bir saat sürmektedir.

Muhasebe: Kuzey Afrika'da "Raddan El-Cavab (Cevap verme)" anlamına gelen bu form, bir kaç şarkıcı tarafından söylenen sözlü parçaların ezgilerini sazların tekrar etmesine dayanır.

Murassa': Güftelerinde Farsça, Arapça ve Türkçe'nin birlikte kullanıldığı eserlerdir. (Bardakçı: 94)

Nash: Ölülerin arkasından okunan bir çeşit ağıttır. Cahilliye Dönemi'nde kullanılmış bir formdur. Bu formdaki eserlerden günümüzde bir örnek bulunmamaktadır.

Nevbet-i Mürettebet: Formların en uzunu ve bestelenmesi en güç olanıdır. “Kavl, Gazel, Terāne” ya da “Ferudaşt” adı verilen dört bölümden meydana gelir. Kavl, Arapça bir şiirdir, gazel ise; Farsça beyitlerden oluşur. Terāne kısmı, Rubāi vezinlerinden meydana gelir. “Ferudaşt” bölümü, kavl biçiminde bestelenmiştir. (Bardakçı: 92)

Neşid-i Arab: Usûllu ve usûlsuz bölümlerden meydana gelir. Bölümlere "Şatr" adı verilir. İki tür Neşid vardır:

a- “Neşr-i Nagāmat:” İki beyitten oluşur.
b- “ Nazm-al Nagāmat:” Ritmik bir bestedir.

İlk önce "Neşr'i Nagāmat" adı verilen Arapça bir “Dubeyt (Rubāi)” okunur .Ardından "Nazm'un Nagāmat" denilen bir beyit icrā edilir. Genellikle “Remel ve Muhammes” usûlleri kullanılıyor olsa da istenilen başka usûller de kullanılabilmektedir. (Bardakçı: 91, 92)

Nakş: Gazel'lerden meydana gelir. Beste biçimi Amel'in girişini oluşturan Matla gibidir. Savt'ul Vasat ve Teşkiya kısımları yer almaz. Bir gazel bittiğinde bir diğerine geçilir. (Bardakçı: 93)

Neşk: Neşk sözcük olarak; "Ölü için dövünme" anlamına gelir. Ölülerin arkasından söylenir. Günümüze kadar gelmiş örnekleri yoktur.

Tahınika: Bütün sazlar tarafından çalınan, uzunluğu bir ölçüyü geçmeyen, cümlelerinden biri tekrarlanabilen, bir çalgı müziği formudur. Doğaçlama yapılarak çalınır.

Teşviye: 2/4 ve ya 4/4'lük ölçüde bestelenen, güftesi olmayan bir formdur. Bazen İstihbar'ın iki ritminin araya sokulduğuda olur.

Pişrev: Bir çalgı müziği formudur. Sayısı 15'e kadar çıkabilen 'Hāne'lerden (Bölüm) meydana gelir. Her Hāne'nin sonunda tekrar edilen "Serbend-i Pişrev" adlı bir kısım bulunur. (Bardakçı: 94)

Savt: "Elvaz-ı Nakarat" adı verilen ve Terennüme yer verilmeyen bir formdur. Meyanhāne ve Teşyia kısımları da bulunmaz.

Sinat: "Biga" formunun bir alt formudur. Güçlü ve keskin bir üslubla icrā edildiği bilinen bu form hakkında, günümüzde ulaşmış çok fazla detaylı bir bilgi yoktur.

Vasla: Sazlı ve sözlü parçaların bir arada çalınmasına Arap Dünyası'nda "Vasla" adı verilir. Vasla, Kuzey Afrika'da "Nevbe", Türkiye'de ise "Fasıl" olarak bilnir. Genel olarak aşağıdaki gibi tanımlanabilir:

a- Bir Peşrev, yani enstrümantal parça ile başlanır.
b- Dinleyici ve ortamına göre seçilen eserlerden oluşur.
c- Semāî'ler,10/8 ile başlayıp 6/4, 3/4 ya da 6/8'lik usûllerle bitirilir.
d- "Taksim" denilen ritimsiz bir doğaçlama ve daha sonra Leyali ve Maval, adlarıyla bilinen vokal kısımlarla devam edilir.
e- Taksim'den sonra "Vahdet" ya da "Kasid Mauz'un" adı verilen bölümler gelir. Bu bölümlerde usûl, 4/4'lüktür.
f- Daha sonra halk türküleri veya folklorik parçalara yer verilir.

Kaynak:

1- Bardakçı, Murat ; (İstanbul, 1986). Maragalı Abdülkadir, Pan Yayıncılık.
2- http://www.muzikbilim.com

Hiç yorum yok: