11 Mayıs 2007

BATI MÜZİĞİ ÇALGILAR - ÜFLEMELİLER

FAGOT


Fagot 17.yüzyılda Fransa'da ağaçtan oyularak yapılmış, tek parçalı bir enstrüman olarak ortaya çıkmıştır. Modern Fransız Fagot’u, 19.yy ortalarında, Buffet-Crampon isimli bir Fransız firması tarafından geliştirilmiştir. Alman Fagot’u ise Wilhelm Heckel isimli bir imalatçı tarafından geliştirilmiştir. Avrupa’nın çeşitli yerlerinde farklı türlerde çalınmaktadır. Bu çalgı Türkiye'ye ilk kez, Fagot adı ile Tanzimat döneminde İstanbul' a gelmiştir. Obuanın da atası olduğu kabul edilir.
Fagot iki dilli bir enstrümandır. Toplamda 2.5 metreye yakın silindirik ahşap tüpten yapılmıştır. Bass parça, tenor parça, çift parça ve çan parça olmak üzere 4 bağlantı parçasından oluşur. Fagot üzerinde 8 delik ve 10 tuş bulunur. Müzisyen dilli parçadan üfleyerek ve tuşlarla ton değiştirerek enstrümanı çalar. Fagot ve obua çalanlar çift kamış kullanırlar ve hepsi de kendileri tarafından elde yapılır.

Fagot çok farklı yerlerde kullanılabilir. Obua gibi olmakla birlikte çok farklı bir sesi vardır. Çokdüşük ve çok yüksek sesleri çalabilir. Sevimli ve yüksek duyguların ileticisidir. Besteciler onun için sıksık sololar yazar ve bunların çoğu da komiktir, çünkü fagot eğlendirici soloları çok rahatlıkla ifade edebilir. Fakat aynı zamanda Stravinsky ‘nin 'Rite of Spring' adlı eserindeki kederli açılışın gerilimini de yansıtabilir. Fagot için yazan önemli bestecilere gelince; en önemli konçerto Mozart' a aittir. Yine; Vivaldi, Carl Maria von Weber, Wagner, Berlioz gibi besteciler de çok iyi eserler yazmışlardır.
Çalgıya başlamak için 16 ile 20 yaşları arası uygundur. Kusursuz ön dişlerin olması ve dudak yapısının düzgün olması aranılan özelliklerdir.


FLÜT



Flüt çoğu orkestra, topluluk ve nefesli gruplarında soprano sesi veren enstrüman olarak kullanılmaktadır. Gür bir sesi yoktur. Bunun için solo yerine genellikle eşliklerde kullanılır.

Diğer üflemeli çalgılardan farklı olarak kamışları vardır. Orijinalinde tahtadan yapılan flüt, günümüzde gümüş ve altından yapılmaktadır. Daha süper bir ton için platinden yapılanları da tercih edenler vardır. Tahta flütler ile ton elde edebilmek için daha fazla nefes gereklidir fakat düşük ses perdeleri mükemmeldir. Kullanılmaya en elverişli bölümü orta bölümdür.

Çalgının baş bölümünde bir üfleme deliği vardır. Orkestra flütü enine yada yatay şekilde tutulur ve çalan kişi deliğin karşısından üfler. Aynı anda düğme denen tuşlara basar. Bu tuşlara basılıp bırakıldıkça flütte değişik tonlar oluşturan delikler açılır. Do anahtarında akort edilen orkestra flütü en popüler flüt türüdür ve 3 oktavlık bir ses genişliği vardır. Orkestra flütü olarak kullanılmayan flütler farklı şekillerdedir.



Flüt ailesinin diğer üyeleri; piccolo, alto flüt ve bas flütten ibarettir.

Batı Müzüğinde en çok kullanılan şekliyle kullanılan flüt cinsi olan 'Yan Flüt' ün Çin’ de M.Ö. 900 yılından beri kullanıldığı bilinmektedir. Flüt, Avrupa’ya 12. Yüzyılda, öncelikle Almanca konuşulan bölgeler olmak üzere, girmiş ve ilk önceleri çoğunlukla askeri bandolarda kullanılmıştır. Alman Flütü isminin verilmesi bu zamana denk gelmektedir. Flüt daha sonra 16 ve 17. yüzyıllarda oda müzüğinde kullanılan bir enstrüman haline dönüşmeye başlamıştır. Bu ilk flütler, 6 parmak deliğinden ibaret tek parçadan oluşmaktaydı. Ancak 1600'lü yılalrda, flüt birbirine bağlı 3 parçadan oluşarak yeniden tasarlanmıştır. Aşamalı olarak, flüte daha fazla tuş eklenmiş ve orkestra parçalarında yerini almaya başlamıştır. 1800'lü yıllarda 4 tuşlu flüt en çok kullanılan türü olmakla beraber, 8 tuşlusu da geliştirilmiştir. Günümüzde, silindir şeklinde, 13 veya daha fazla ton delikli ve basmalı tuşlu, Bohemia Flüdü en çok kullanılan cinsidir. Bugünkü modern orkestra flütleri biçimini 1847 de aldı.

Dikey kullanılan flütlerin dışında su kabağı ya da balon diyebileceğimiz biçimde çanak flütler de vardır.


KLARNET


Ahşap nefesli çalgılar ailesinin bir üyesi olan Klarnet, bir ucunda ağızlık olan diğer ucu da çan şeklinde olan bir uzun tüpten ibarettir. Genellikle ağaç, ebonite ve günümüzde sıcağa ve soğuğa dayanıklı bazı karışımlardan yapılan klarnetin üzerinde, küçük metal tuşlar bulunan delikler vardır. Dil titredikçe, dolu ve zengin bir ton elde edilir. Tuşlara basıp bırakarak tonlama yapılır.
Kamış takılıp üflenen birinci bölümüne; 'Bek', ikinci bölümüne; 'Barille', üçüncü bölümüne; 'Medium' (orta), dördüncü bölümüne; 'Şalümo' ve beşinci bölümüne de; 'Pavillon' (kalak) adı verilir.

Klarnet 4 notada imal edilir ve en çok kullanılan düz-si klarnettir. Bu klarnetin 3.5 oktav kadar ses genişliği vardır.

1 - Küçük Klarnet : Mi b
2 - Büyük Klarnet : Si b
3 - Alto Klarnet : Mi b, Fa
4 - Bas Klarnet : Si b

Klarnet bir orkestra enstrümanı olarak geliştirilmiştir. Ses renginin güzelliği ve çekiciliği dolayısı ile solo görevlerinde de başarı ile kullanılabilir.

İlk olarak 1690 yılında Johann Christoph Denner (1665-1707) adlı Alman bir mucit tarafından keşfedildi. Latince parlak, duru ve aydınlık anlamına gelen Clarus kelimesinden adını almıştır. Klarnetin 1825 yılında İstanbul'da kullanılmaya başlandığı bilinmektedir. Klarnetler orkestralarda 1780 lerde popüler hale gelmiştir. Hendel ve Vivaldi klarneti dikkate alan ilk önemli bestecilerdir. Mozart ve Beethoven klarnet için harikulade oda müzikleri yazmıştır. Carl Maria von Weber, Schumann ve daha sonra Brahms gibi romantik besteciler klarneti solo olarak da kullandılar.

Günümüzde klarnet, caz müziğinde de popüler olmuştur, aslında eskiden beri bu müzik türünde de kullanılmaktaydı. Öyle güzel caz soloları vardır ki, bunlardan biri de Gershwin' in ünlü caz konçertosu "Rhapsody in Blue" dur.
Dudakların; kusursuz, dişlerin; düzgün ve eksiksiz (ön dişler) olması aranılan nitelikler arasındadır. Bu çalgıya on yaşında başlanabilir.



KONTRBASSON
Uploaded with Avramovic Web Solutions ImageShack Hotspot
Kontrbasson, fagottan 2 kat daha uzun ve sesi bir oktav daha düşüktür. Piyanonun en düşük notasına yakın bir ses erişimi vardır. Fagot gibi büyük bir çift kamışı vardır ve aşağı tarafında zili (çan) olan tek çalgıdır.
Çalan kişi, çift kamış arasından üfleyerek çalar ki bu obuadan daha kullanışlıdır. Parmaklarla ses perdelerini değiştiren bir anahtar sistemi vardır. Çalan kişi kontrbasson’u bacaklarının arasında yere koyarak çalar.
Daha önceki Kontrbasson’lar Hendel’in Fireworks Müziği’nde kullanılmıştı. Fakat daha sonra Beethoven’in 5. ve 9. senfonilerinde kullanılıncaya kadar sadece askeri bando enstrümanı oldu. Mahler ve diğer 20. yüztyıl bestecileri onu çok mükemmel etkiler yaratmakta kullandılar.


KORANGLE
Uploaded with Avramovic Web Solutions ImageShack Hotspot
English Horn da denilen bu enstrüman, 18. yüzyılın başlarında Fransa’da Korangle olarak tanıtılmaya başlandı. Orkestral obua’dan beş ses daha düşük ses tonuna sahiptir. Korangle’ye 'tenor obua' da diyebiliriz. Çift kamışlı enstrümanlardandır.
Kullanması zor bir bir müzik aletidir. Parmakların yaptığı işe çok alışkın olması gereklidir. Bu nedenle sürekli çalışmayı gerektirir


KORNO
Uploaded with Avramovic Web Solutions ImageShack Hotspot
Korno, obua ailesinin bir üyesidir. 1.5 oktav daha tiz olduğu için alto obua da denmektedir. Şekli genellikle obuaya benzer olup, orkestrada 3. obuacı tarafından çalınmaktadır. Uzun seslere ve eşlik görevlerine çok elverişlidir.
17. yüzyılın sonlarında yapımına başlanan ilk kornolar kıvrık boynuz biçiminde, deri kaplı ve gövdesi delikliydi. Delikler, parmakların açılımını kapsayacak bir açı ile yerleştirilmişlerdi. Daha sonra şekil itibariyle de değiştirilen kornolarda çalma güçlükleri giderilmiştir.
J. S. Bach tarafından Brandenburg 1 no'lu konçertosunda kullanılan obuanın, kornoya çok benzediğine inanılmaktadır. Karanlık ve yaşlı sesi, Hector Berlioz, Tchaikovsky ve Richard Wagner gibi besteciler tarafından öne çıkarılmıştır.
Uzaktan geliş düşüncesini çok güzel canlandırır. Av ve orman düşüncelerinin en iyi tanımlayıcısıdır. Kalın seslerde oldukça karanlık ve acıklı duygusu verir, ince seslerde de yuvarlak ve dolgun olarak duyulur.
Öğrenimi ve çalması zor bir çalgıdır. İyi bir kulak gerektirir. Başlama yaşı 15 tir.



OBUA
Uploaded with Avramovic Web Solutions ImageShack Hotspot
Obua, en küçük enstrümanlardan biridir. Fransızca kökenli bir kelimeden gelir ve yüksek ve gürültülü rüzgar anlamına gelmektedir. Birçok bakımdan klarnete benzer. Her ikiside ağaçtan yapılmıştır ve üzerinde notaların hızla değişmesini sağlayan metal anahtarlar vardır. Klarnetten farklı olarak bir ağızlığı yoktur. Bir anahtar yardımıyla kontrol edilen 16 ile 20 arası delik ve çift kamışı vardır. Bu genellikle sıcak iklimlerde yetişen bir tür saz olan ve bambuya benzer kamıştan yapılır. İlk şekilleri oldukça eskiye dayanır.
Bilinen gelişmesi 18.yüzyılda başlamış, çoğu orkestra bu enstrümanı bünyesine katmaya başlamış, ses özelliği ilk olarak J.S.Bach tarafından beğenilmiştir. Genel olarak bir renk çalgısıdır, çünkü sesi fazla güçlü değildir. Obuanın ses rengindeki çekicilik, dinleyenin kulağındaki etki ile birlikte gözleri de üzerine çekecek niteliktedir. Onun duygulu, sıcak ve içtenlikli gücü, hiç bir nefesli çalgıda yoktur. Büyük Flüt ile veya Küçük Flüt ile de yapacağı işbirliği, iyi, etkili bir sonuca ulaşır. Tarih boyunca bazı besteciler, obua için solo eserler bestelediler. Bunların arasında, George Frideric Handel, Joseph Haydn, Wolfgang Amadeus Mozart ve Ludwig Van Beethoven vardır.
Bu çalgıyı öğrenmek için 15 yaş uygundur. Dişlerin düzgün olması, dudakların ince ve hassas olması aranılan özelliklerdir. Çok nefes gerektirir ve doğru nefes tekniklerine sahip olunması lazımdır.

PICCOLA
Uploaded with Avramovic Web Solutions ImageShack Hotspot
Büyük flüte benzemekle birlikte yarısı kadardır ve ses delikleri kavrağı daha ufaktır. Ses perdesi, büyük flütten 1 oktav daha yüksektir. Günümüz orkestrasında en tiz seslere ulaşan enstrümandır. Genellikle gümüş ve ağaçtan yapılır.

18. yüzyıla kadar orkestralarda kullanılmamıştır. Bu çalgıyı ilk defa Beethoven "5. Senfoni" sinde kullanmıştır. Daha sonra,Tchaikovsky ve Berlioz, pikolonun özelliklerini gerçekten keşfedip orkestra için kullanmakta ısrar etmişlerdir.
Senfonik bestelerde görevi sınırlı olmakla birlikte askeri bandolarda özellikle trampetle birlikte oldukça güçlü duygular uyandırır.
Ortadoğu, uzakdoğu gibi ülkelerin havasını, duygusunu ve coşkusunu iyi ifade eder.
Gerçekten çalınması zor bir enstrüman olduğu göz önünde bulundurulmalıdır.



SAKSAFON
Uploaded with Avramovic Web Solutions ImageShack Hotspot
İlk kez Adolphe-Joseph SAX adlı bir çalgı yapımcısı bu çalgıyı 1840 yılında oluşturmuştur. İlk üç harfi bulucusunun adından gelir ve 'phone' da Yunanca da ses anlamına gelmektedir. 1844 de ilk defa senfonik orkestralarda görünmüştür. Yapımcısı patentini 1846 yılında almıştır. Saksafon için yazılan parçalara pek rastlanmaz. Caz’ın gelişimi ile saksafonun popüler olması için 20. yüzyılın başına kadar beklemek gerekmiştir.
Uploaded with Avramovic Web Solutions ImageShack Hotspot
Saksafon içinde dile benzer bir parça olan ve üflendiğinde de titreşen dilli bir sistemle çalışan nefesli çalgılardan birisidir. Açık ve kapaklı ses delikleri ile donatılmış çalgı, alaşımdan yapılmaktadır. Kıvrık boyunlu bir biçimde olup, klarnet gibi kamış takılan bek' i vardır. Kamış takılı bek, ağza alınarak üflenir. Çoğu saksafonun alt kısmı eğiktir ve bu şekliye bas klarneti andırır. Çok azı, örn: soprano saksafon düzdür ve klarnete benzer. Saksafonun üzerinde 12 tuş ve delik bulunur. 6 çiviye basıp bırakılarak gruplar halinde açılıp kapatılmak suretiyle değişik tonlar elde edilir. Sol el ses deliği kavrağının üst bölümünde, sağ el ses deliği kavrağının alt bölümünde olmak üzere sağ kalçaya doğru uzanan az eğimli bir biçimde tutulur. Çalgının tutuş ve güvenini sağlamak için, ince bir kayışla veya uzayıp kısalabilen bir iple boyuna asılır. Aletin üzerinde, normal sesinin bir oktav altında veya üstünde ses çıkartmaya yardımcı olan 2 tane de fazladan delik vardır. En çok kullanılan saksafon türleri olan, soprano, alto ve tenor saksafonun 2.5 oktavlık bir ses genişliği vardır.
Saksofonlar kendi aralarında 5 e ayrılır:
1 - Soprano Saksofon: Si b
2 - Alto Saksofon: Mi b
3 - Tenor Saksofon: Si b
4 - Bariton Saksofon: Mi b
5 - Bas Saksofon: Si b
Başlama yaşı 10 ile 18 arasıdır. Kusursuz dişler ve dudak yapısı, aranılan şartlardır.



TROMBON
Uploaded with Avramovic Web Solutions ImageShack Hotspot
Trambonlar 1400'lerde ilk olarak görülmeye başlandı. 1500' lere kadar bütün ölçülerde yapıldı ve halk bandolarında, şehir bandolarında ve karışık gruplarda kullanıldı. 1700'lere gelinceye dek besteciler orkestralarında trambona yer vermeye başladı.
Fincan biçimli bir ağızlığa dayanan dudakların titreşmesiyle ses çıkar. Boru uzunluğunu değiştiren ve "kulis" adı verilen bir sürgüsü vardır. Bu sürgü trombonun farklı noktalarda ses çıkarabilmesini sağlar.
Bir çok besteci trambon üçlüsünün müziğini sevdi ve alto, bas, tenor trambon için beste yaptı. Görkemli ve soylu bir sese sahip olduğuna inanılırdı. Bazı besteciler bu çalgıyı, kilise müziklerinde ve özel dramatik efektlerde kullandı, Mozart'ın 'Don Giovanni' operasında olduğu gibi. Trambonu '5. senfoni ' adlı eserinde ilk olarak Beethoven kullanmıştır. Hector Berlioz özellikle trombonu severdi. Onun 'Fantastik Senfonisi' nde bazı çılgın ve vahşi trambon bölümleri vardır. Günümüzde iki ya da üç tenor trambon ve bir bas trambon , orkestradaki normal trombon kısmını tamamlar.
İki çeşidi vardır:
a. Pistonlu Trombon
b. Sürgülü Trombon

Önceleri Pistonlu Trombonun da beş çeşidi vardı:
a. Soprano Trombon
b. Alto Trombon
c. Tenor Trombon
d. Bas Trombon
e. Kontrbas Trombon
Başlama yaşı 15 tir. Dudakların kusursuz, ön dişlerin eksiksiz ve düzgün olması aranılan özelliklerdir.


TROMPET
Uploaded with Avramovic Web Solutions ImageShack Hotspot

Trompet nefesli çalgıların en yüksek sesine sahip üyesidir. Bu çalgının geçmişi, çok eski yıllara dayanır. İlk trompetler, M.Ö. 2000 yıllarında Mısır'da kullanılan ancak bir ya da iki nokta çıkarabilen küçük bir çalgıydı. Fildişinden, insan uyluk kemiklerinden ve camdan yapılmışlardı. Trompet tarihte genellikle askeri bandolarda, dinsel törenlerde, savaşlarda, davullarla kullanılmıştır.

Fakat 1600' lerde trompet daha çok sanat ağırlıklı kabul gördü ve trompetçiler iç mekanlarda daha yumuşak çalma stilini geliştirdiler. Barok döneminde trompetçiler gerçek birer yıldızdı ve ustalıklarına çok para ödeniyordu. Derneklerine sınırlı sayıda kişiyi, eğitmek için alıyorlardı. Bach, Handel ve İngiliz besteci Henry Purcel zamanın trompet ustalarına görkemli müzikler yazdı.

Yüzyılın sonlarında trompet yapımcıları anahtarlarda deneyim kazandı ve değişik notaları çalmak daha kolaylaştı. Sonuçta 1820'lerde Fransız ve Alman sanatçılar sübaplı trompet kullanmaya başladı ki bu kullanıcıya daha çok özgürlük verdi.

Avrupa'da orkestra trompetleri, döner sübaplarla yapılmaktadır. Döner sübaplı trompetlerin diğerlerinden ayrılan ses özellikler,i Viyana ve Berlin Filormani Orkestrası kayıtlarında duyulabilir.
Gür ve ışıltılı bir sesi vardır. Sesleri acı bir özellik taşır.

Sağ elin 1,2 ve 3 ncü parmakları, pistonlar üzerinde, sol el çalgının altından destek görevi yaparak, çalgının ağızlık bölümü dudaklara dayatılır ve yere paralel bir tutuşla çalınır.

10 ile 12 yaş arası başlamak için uygundur. Kusursuz bir dudak yapısı, düzgün ve eksiksiz ön dişler aranılan şartlardır.


TUBA
Uploaded with Avramovic Web Solutions ImageShack Hotspot
En düşük nefesli enstrüman olarak 1800'lerde üretildiğinde şimdiki halinden daha ince ve uzundu, bir trompet gibi sübaplar yerine saksafon gibi anahtarları vardı. Korno adlı bakır üflemeli çalgıdan esinlenerek yapılmıştır.
1820 ve 1830'larda band ve orkestralarda onun yerini şimdiki gibi geliştirilmiş tubalar almaya başladı. Tubalar daha iyi ses veriyorlardı ve tonları daha kolay çalınıyordu. Maceracı ve yetenekli bir Fransız besteci olan Hector Berlioz tuba ile başarı kazanan ilk bestecidir. Orkestra hakkında belli görüşleri olan Alman opera bestecisi Richard Wagner orkestrası için özel bir enstrüman yaptırmıştı ki buna 'Wagner tubası' deniliyordu. Wagner tubaları döner sübaplı daha ufak tubalardı. Birkaç kuşak sonrası bestecileri olan Bruckner, Stravinsky ve Strauss da bu çalgı için besteler yapmışlardır.
Sesi yumuşatılmış tubalar 1897' de Richard Strauss tarafından "Don Juan" adlı şiirsel eserinde tanıtıldı.

1 yorum:

Adsız dedi ki...

çok işime yaradı resimler oldukça yaratıçı teşekkürlerr